19 Eylül 2012 Çarşamba

10.ADLİ BİLİMLER KONGRESİ'NE DAVET, 22-24 KASIM 2012, İSTANBUL...


Değerli adli bilimciler,
Adli Tıp Uzmanları Derneğinin 20. kuruluş yıl dönümündeyiz. Dün heyecanla kurduğumuz bu birliktelik gelişerek uzmanlık alanımızda çok önemli açılımlara neden olmuş, adli tıp uzmanları mesleki alanlarını tanımlamış, bu alanlarda belli ilkeleri yaşama geçirmeye çalışmış, sağlık alanının ve ülkenin gündeminde önemli sorumluluklar üstlenmiştir.
Bugün dünden çok ama yarından eksik bulunduğumuz noktada; bu 20 onurlu yılı yeni başlangıçlara ve gelişmelere yol almak için gözden geçirmek zamanıdır. Bugün deneyimlerimizi ortaya koymak ve yarını düşlemek zamanıdır. Gelecek günlere yapacağımız başlangıcın önünde yine ortak aklımızı kuruyoruz. Hedeflerimizi belirliyoruz.
Bu anlamlı yıl nedeniyle 10.Adli Bilimler Kongresi’nin ev sahipliğini bu kez  ülkemiz üniversitelerinin tüm Adli Tıp Anabilim Dalları yapmaktadır; bu ev sahipliğini üstlenen Adli Tıp Uzmanları Derneği Yönetim Kurulu kongrenin hazırlanmasına emek veren, ortak görüşlerin oluşturulmasına katkı sağlayan bütün üniversitelerin ve adli bilimcilerin ortak sesi olacaktır. Alanımızdaki tüm başarıları olduğu gibi sorunları da açıkça ele alabileceğimiz bir kongre ortamı yaratılmasını destekleyen, ayrışmacı değil, katılımcı, sorun seren değil, çözümleri üreten bir yöntemle bir araya gelmenin heyecanını yaşıyoruz. 10. Adli Bilimler Kongresi’nin umut verici başlangıçlarında sizlerle birlikte olmanın onurunu yaşıyoruz.

Prof.Dr.Ümit BİÇER
Adli Tıp Uzmanları Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı


KONGRE PROGRAMI

22 Kasım 2012
08.30-09.00
KAYIT
09.00-09:30
AÇILIŞ KONUŞMALARI
09.30-11.00
ADLİ TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİNE
ASİSTAN BAKIŞI
11.00-11.15
KAHVE ARASI

SALON A
SALON B
11.15-12.45
OTOPSİ UYGULAMALARI: ÖLÜMÜN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI
ADLİ BİLİMLERDE ŞİDDET ALGISI
12.45-13.30
ÖĞLE YEMEĞİ
13.30-15.00
UZMAN MÜTALAASI: NEDİR, NE DEĞİLDİR?
SÖZEL 
BİLDİRİLER-I

15.00-15.30
KAHVE ARASI
15.30-17.00
MUTAD İŞTİGALDEN BASİT TIBBİ MÜDAHALEYE - ADLİ RAPORLANDIRMADA SORUNLAR
MESLEKTE YETERLİLİK KURULU DENEYİMLERİ
17.30-19.00
AÇILIŞ
KOKTEYLİ

23 KASIM 2012

SALON A
SALON B
09.00-10.30
ADLİ TOKSİKOLOJİDE DENEYİMLER 
(Toksik Gazlar)
CİNSEL SALDIRILAR VE HUKUKSAL YAKLAŞIM
10.30-11.00
KAHVE ARASI
11.00-12.30
ADALET MEKANİZMASI İÇİNDE ADLİ BİLİMLER
ÇOCUK HAKLARI PERSPEKTİFİNDEN ÇOCUK İSTİSMARI VE İHMALİ
12.30-13.30
ÖĞLE YEMEĞİ
13.30-15.00
MEDYA GÖZÜNDEN ADLİ TIP UYGULAMALARI
SÖZEL
BİLDİRİLER-II
15.00-15.30
KAHVE ARASI
15.30-17.00
İNSAN HAKLARI İHLALLERİNDE GÖZLEMCİ BİLİRKİŞİ

ÇALIŞMA ORTAMI PERSPEKTİFİNDEN  TIBBİ UYGULAMA HATALARI
19.00-23.00
GALA YEMEĞİ
20.YIL ETKİNLİKLERİ (ÖDÜLLER, PLAKETLER, SUNULAR)


24 KASIM 2012

SALON A
SALON B
09.00-10.45
ADLİ TIPTA TANIKLIKLAR
10.45-11.00
KAHVE ARASI
11.00-12.30
TRAVMADA ADALETSİZLİĞİN ADLİ PSİKİYATRİK YÖNÜ 

AFETLERDE
TIBBİ UYGULAMALAR VE ADLİ TIP

12.30-13.30
ÖĞLE YEMEĞİ
13.30-15.00
KADINA YÖNELİK ŞİDDET

SUÇA KARIŞAN ÇOCUKLARA YAKLAŞIM
15.00-15.30
KAHVE ARASI


ADLİ BELGE İNCELEMECİLİĞİ NEREYE GİDİYOR?
SÖZEL 
BİLDİRİLER-III
17.00-17.30
KAPANIŞ


ATÖLYE ÇALIŞMALARI
1. Kafa Travma Modelleri
(Prof.Dr. Nadir Arıcan – Prof. Dr. Mehmet Kaya)
2. Cinsel Saldırılarda Laboratuar
(Prof.Dr.Selim Özkök, Doç. Dr. Çağlar Özdemir, Doç.Dr.Hakan Kar)

KONGRE DANIŞMA KURULU 


KONGRE DÜZENLEME KURULU

Kongre Başkanları
Prof.Dr.Nadir ARICAN (İstanbul Üniversitesi)
Prof.Dr. Ümit BİÇER (Kocaeli Üniversitesi)
Doç.Dr. Halis DOKGÖZ (Mersin Üniversitesi)

Kongre Sekreterleri
Doç.Dr. Gürcan ALTUN (Trakya Üniversitesi)
Uzm.Dr. Lale TIRTIL (Adli Tıp Kurumu)
Uzm.Dr.Ümit ÜNÜVAR (TİHV)

Kongre Saymanı
Yrd. Doç.Dr. İ. Özgür CAN (9 Eylül Üniversitesi)

Kongre Düzenleme Kurulu
Doç.Dr. Taner AKAR (Gazi Üniversitesi)
Doç.Dr.İsmail BİRİNCİOĞLU (Karadeniz Teknik Üniversitesi)
Doç.Dr. K. Hakan DOĞAN (Selçuk Üniversitesi)
Doç.Dr. Çağlar ÖZDEMİR (Erciyes Üniversitesi)
Doç.Dr.Nursel TÜRKMEN (Uludağ Üniversitesi)
Doç.Dr. Rıza YILMAZ (Bülent Ecevit Üniversitesi)
Yrd.Doç.Dr. Ramazan AKÇAN (Hacettepe Üniversitesi)

Yrd.Doç.Dr. Celal BÜTÜN (Cumhuriyet Üniversitesi)
Yrd.Doç.Dr. Muhammet CAN (Balıkesir Üniversitesi)
Yrd.Doç.Dr. Taner GÜVEN (Bilim Üniversitesi)
Yrd.Doç.Dr.Ahmet KÜPELİ (Süleyman Demirel Üniversitesi)
Yrd.Doç.Dr. Ender ŞENOL (Ege Üniversitesi)
Uzm.Dr. Oğuzhan EKİZOĞLU (Bakırköy Hastanesi)
Uzm.Dr.Elif KIRTEKE (Adli Tıp Kurumu)

Dr.Erenç DOKUDAN (İstanbul Üniversitesi)
Dr. Mehmet Ali MALKOÇ (İstanbul Üniversitesi)
Dr. Zuhal UZUNYAYLA (İstanbul Üniversitesi)

BİLDİRİ KURALLARI
Bildirileriniz Kongre Bilimsel Danışma Kurulu tarafından; 

• Sözel
• Poster bildiri olarak kabul edilerek değerlendirilecektir. 10.Adli Bilimler Kongresi’nde 30 bildiri 3 oturumda sözel bildiri olarak sunulacaktır.

• Bildiri özetlerinin gönderimleri elektronik iletişim ortamında kongre internet sitesinden gerçekleştirilecektir. Bildiri özeti gönderimlerinizi http://www.atud.org.tr/adlibilimlerkongresi10/ adresinden ve  atudkongre@gmail.com adresine mail atarak yapabilirsiniz.

• Bildiri özetlerinin hazırlanmasında en fazla 300 kelime kullanılmalıdır.
• Çalışmanızın sorumlu araştırmacısı bildiride yer almalı ve bildiriyi sunacak kişi belirtilmeli ve kongre kaydının yapılmış olması gerekmektedir. 

• Özetler; amaç, yöntem, bulgular ve sonuç başlıklarıyla yer almalıdır.
• Özette,
Büyük harflerle başlık,
Yazarların ad-soyadları,
Yazarların çalıştıkları birimlerin isimleri yer almalı,
Sunum yapacak yazarın adı, soyadı, çalıştığı birim, telefon ve e-posta adresi belirtilmelidir.
• Yazarlar, bildirinin sözel veya poster bildiri olarak sunulması konusundaki tercihlerini belirtmelidir. 
• Özet bildirinin adli bilimlerin hangi alanıyla ilişkili olduğu belirtilmelidir.

BİLDİRİ SON GÖNDERİM TARİHİ 01.EKİM 2012’DİR

Sözlü Bildiriler
·        Sözlü bildiri sunumları 22-23 Kasım tarihlerinde yapılacaktır. 
·        Sunum süresi 7 (yedi) dakikadır.
·        Sözlü bildiri sunumları Microsoft Office Power Point programında hazırlanmalıdır.
·        Tüm salonlarda bilgisayar ve projeksiyon cihazı bulunacaktır, kişisel bilgisayarlardan sunum yapılmayacaktır.
·        Sunumlarınızı oturum saatinden en az 2 saat önce sunu kontrol masasına teslim etmeniz gerekmektedir.
  
 Poster Bildiriler 

·        Posterler kongre web sayfasında bildirilen tarih ve sıra numarasıyla Kongrenin Poster Sunum Salonunda 22-24 Kasım 2012 tarihleri arasında sergilenecektir.
·        Poster bildirilerin yazı dili Türkçe’dir, eni 70 cm, boyu 100 cm olarak hazırlanmalıdır.
·        Posterdeki yazılar bir metre uzaktan rahatlıkla görülebilecek büyüklükte olmalıdır.
·        Posterin başlığı; kabul edilen özetteki ile aynı olmalı ve poster başlığı büyük harflerle yazılmalıdır.
·        Çalışmanın amacı, gereç yöntem, bulgular, tartışma ve sonuç içeriği kabul edilen bildiri özetinin içeriği ile uyumlu olmalıdır.
·        Sorumlu yazarın iletişim adresi e-posta adresini içerecek şekilde açık olarak yer almalıdır.
·        Posterler tüm kongre boyunca sergilenecektir. Poster bildirilerinizi 22 Kasım 2012 saat 10.00’dan itibaren asabilirsiniz. Poster tartışmaları poster başında yapılacaktır. 


KONGRE KATILIM ÜCRETLERİ

15 EKİM 2012’YE KADAR
Uzman, Öğretim Üyesi: 350 TL
Asistan: 200 TL

15 EKİM 2012’DEN SONRA
Uzman, Öğretim Üyesi: 400 TL
Asistan: 250 TL

GÜNLÜK KATILIM 150 TL

KATILIM ÜCRETİNE; KONGRE ÇANTASI, KONGRE KİTABI, ÖĞLE YEMEĞİ, ÇAY-KAHVE İKRAMLARI, KOKTEYL VE GALA YEMEKLERİ DAHİLDİR.

KONGRE ÜCRETLERİ İÇİN HESAP ADRESİ;

Yrd.Doç.Dr.İ.Özgür CAN
İş Bankası İzmir Hatay şubesi
3407  0883457
TR56 0006 4000 0013 4070 8834 57

Tel:     0 232 4122857
0 505 4934074

KONAKLAMA

KONGRE OTELİ;
HOTEL PRINCESS ORTAKÖY İSTANBUL
GÜNLÜK STANDART TEK KİŞİLİK ODA: 90 Euro
GÜNLÜK STANDART ÇİFT KİŞİLİK ODA: 100 Euro
Oda Fiyatlarına KDV ve Açık Büfe Kahvaltı dahildir.


Adres: Dereboyu Caddesi No:10 Ortaköy-Beşiktaş / İSTANBUL

Tel: 0212 227 60 10 Fax: 0212 260 21 48

ALTERNATİF KONAKLAMA;
DNS SUİT APARTOTEL
 GÜNLÜK KONAKLAMA: 110TL ( ODALARDA 2-3 KİŞİ BİRLİKTE KALABİLİR)
ODALARDA TELEVİZYON, KLİMA, SU ISITICISI, İNTERNET, MUTFAK MEVCUTTUR.

İLETİŞİM: SERDAR TÜZÜN
İNÖNÜ MAH. YENİNALBANT SOK. NO: 9 ŞİŞLİ İSTANBUL
TEL:    0 212 2247809
05079612132

KONGRE İLETİŞİM

Yrd.Doç.Dr.İ.Özgür CAN
9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ad.
Tel:      0 232 4122857
0 505 4934074

Doç.Dr. Halis DOKGÖZ 
Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ad.
0 324 3374300-1138


KONGRE WEB AÇILMIŞTIR...



“Hekimlik Uygulamalarının Adli Tıbbi Güncellemesi" Sempozyumu, istanbul...


İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Komisyonu (STEK) 78. Sempozyum Etkinliği çerçevesinde 6 Ekim 2012 tarihinde “Hekimlik Uygulamalarının Adli Tıbbi Güncellemesi” konulu bir sempozyum düzenlenecek.Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Cem’i Demiroğlu Oditoryumu’nda  gerçekleşecek sempozyumun Programı şöyle;

08.30-09.00 Kayıt
09.00-09.30 Açılış
09.30-10.15 Konferans: Tıbbi Malpraktisin Uzmanlık Alanlarına Dağılımı ve Karşılaşılan Nedenler
Moderatör: Prof. Dr. Barış İlerigelen (İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak. Kardiyoloji AD, STEK Başkanı)
Konuşmacı: Prof. Dr. Coşkun Yorulmaz (İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak. Adli Tıp AD)

10.15-11.00
 Konferans: Acillerde Yaşanan Adli Tıbbi Problemler
Moderatör: Prof. Dr. Haşim Mutlu (İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak. Kardiyoloji AD, STEK Üyesi)
Konuşmacı: Prof. Dr. Gürsel Çetin (İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak. Adli Tıp AD Başkanı)

11.00-11.15 
Ara
11.15-12.45 Panel: Sağlık Hukuku Hasta Kadar Hekimi de Korur Mu?
Panel Başkanı: Prof. Dr. Sedat Tavşanoğlu (İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak. Kardiyoloji AD. Emekli Öğr. Üyesi)
Panelistler      : Yrd. Doç. Dr. R. Barış Erman (İst. Bilgi Ün. Hukuk Fak. Ceza ve Ceza Usul Hukuku)
Prof. Dr. Ekin Özgür Aktaş (Ege Ün. Tıp Fak. Adli Tıp AD)
Uz. Dr. Ali Çerkezoğlu (İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri)

12.45-13.30 Yemek Arası
13.30-14.10 Konferans: Sağlık Personelinin Özel Hukuk Açısından Sorumluluğu
Moderatör: Prof. Dr. Gökhan Oral (İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak. Adli Tıp AD)
Konuşmacı: Prof. Dr. Halil Akkanat (İ.Ü. Hukuk Fak. Medeni Hukuk AD)

14.15-15.00 Konferans: Acil Hizmetlerde Sağlık Personeline Yönelik Şiddet
Moderatör: Prof. Dr. Coşkun Yorulmaz (İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak. Adli Tıp AD)
Konuşmacılar: Prof. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu (İ.Ü. Hukuk Fak. Ceza ve Ceza Usul Hukuku AD)
Prof. Dr. Gökhan Oral (İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak. Adli Tıp AD)

15.00-15.15
 Ara
15.15-16.45 Panel: Aile Hekimliğinde Yaşanan Sorunların Adli Tıp, Etik ve Hukuki Yönü
Moderatör: Prof. Dr. Gürsel Çetin (İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak. Adli Tıp AD Başkanı)
Panelistler:  Prof. Dr. Sermet Koç (İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak. Adli Tıp AD)
Prof. Dr. Ayten Altıntaş (İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak. Tıp Etiği AD)
Yrd. Doç. Dr. Tunç Demircan (İ.Ü. Adli Tıp Enstitüsü)
Dr. Erdal Uğurlu (İstanbul Aile Hekimliği Derneği, İSTAHED)

16.50-17.45 Olgu Tartışması
Moderatör: Prof. Dr. Abdi Özaslan (İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak. Adli Tıp AD)
Sunumlar: Uz. Dr. Ahsen Kaya, Dr. Mehmet Altıparmak , Dr. Murat Kurtulmuş (İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak. Adli Tıp AD) Op. Dr. Tayfun Kaya (Lütfiye Nuri Burat Devlet Hastanesi)

17.45-18.00
 Kapanış

PANEL: HUKUK VE TIP MENSUPLARI ARASINDA ORTAK DİL...



http://www.istanbulbarosu.org.tr/Detail.asp?CatID=1&SubCatID=1&ID=7303

I. Uluslararası İş Etiği Kongresi, Ankara...


"İş Etiğine Stratejik Yaklaşım-Etik Liderliğin Rolü" Ana Temalı " 1. Uluslararası İş Etiği Kongresi" 21-22 Eylül 2012 tarihilerinde Ankara'da düzenlenecektir.
I. Uluslararası İş Etiği Kongresi

I. Uluslararası İş Etiği Kongresi


"İş Etiğine Stratejik Yaklaşım-Etik Liderliğin Rolü" Ana Temalı " 1. Uluslararası İş Etiği Kongresi" 21- 22 Eylül 2012 tarihilerinde Ankara'da düzenlenecektir
* Program.... lütfen tıklayınız...
http://www.turmob.org.tr/Arsiv/FCKEditor/userfiles/file/TAM_PROGRAMSON.pdf

18 Eylül 2012 Salı

ADLİ TIP DERS KİTABI...

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ ADLİ TIP ANABİLİM DALI ÖĞRETİM ÜYELERİ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ'NİN "40.YILDA 40 KİTAP" PROJESİ KAPSAMINDA ADLİ TIP DERS KİTABI'NI 2011 YILINDA YAYIMLADILAR. ADLİ TIP ALANINA KATKI SAĞLAMASI DİLEĞİYLE KİTAP İÇERİĞİNİ PAYLAŞIYOR, HOCALARIMIZI KUTLUYORUZ. KİTAP 733 SAYFADAN OLUŞMAKTA OLUP 30 TL KARŞILIĞINDA İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ'NDEN TEMİN EDİLEBİLİR...









17 Eylül 2012 Pazartesi

Dokuz Eylül Üniversitesi Sağlık Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin(SAHUM), Açılış Töreni...

davetiye1

Sağlık Hukukuna ilgi duyan değerli dostlarımız,
Dokuz Eylül Üniversitesi Sağlık Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin(SAHUM),
açılış töreninde sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyacağız.

Tarih: 20 Eylül 2011 Perşembe günü saat 11:00.
Yer: DEÜ Tıp Fakültesi Derslikler Binası, Kurucu Öğretim Üyeleri Konferans Salonu. İnciraltı-İzmir

Prof.Dr. Erdem ÖZKARA
Dokuz Eylül Üniversitesi Sağlık Hukuku
Uygulama ve Araştırma Merkezi(SAHUM) Müdürü
Tel: 0232 4122853(iş)-05058548185(Gsm)

14 Eylül 2012 Cuma

DR.ERSİN ARSLAN VE AİLESİYLE DAYANIŞMA KONSERİ; BÜLENT ORTAÇGİL "SEN"FONİK...



www.istabip.org.tr

Tecavüze uğramış ve tecavüz sonrası gebelik meydana gelen N.Y. ve Z.K. olguları ile ilgili Türkiye Psikiyatri Derneği’nin görüşü...


Tecavüz nedeniyle hamile kalan iki kadının gebeliklerini sürdürüp sürdürmeyeceklerine dair tartışmaları üzüntüyle izliyoruz. Kadınların bedeni üzerinde kendi söz haklarını hiçe sayan bu tartışmalar, sağlıkla ilgili resmi otoritelerin bile ‘doğursunlar, gerekirse devlet bakar’ gibi ifadeler kullanarak kadın bedenini bir kuluçka makinesine indirgeyen söylemleri, kadınların ruh sağlığı açısından tahripkar etkiler yaratmaktadır.

Tecavüzle meydana gelen gebelik sonrasında doğuma zorlanan kadınların ruh sağlığında ortaya çıkan bozulmalar uzun zamandır bilinmektedir. 40 hafta boyunca travmatik olayı sürekli hatırlatacak bir bedensel değişimle yaşamaya zorlanmak, tecavüz sonrası ortaya çıkan bebeğe ‘annelik’ yapmasını beklemek kadınların ruh sağlığını giderek bozmakta, kadının kendisine ve bebeğine zarar verme olasılığı olan ciddi ruhsal hastalıklara yakalanmasına yol açabilmektedir. Bu nedenlerle, kamuoyunda adı geçen her iki olgunun da tecavüz ve takip eden gebelik sonucu ortaya çıkan ağır ruhsal travmaları, istenmeyen gebelik süreçleri dikkate alınarak acilen ruh sağlığı uzmanları tarafından değerlendirilmeleri, travmanın etkilerine yönelik destekleyici tedaviler almaları sağlanmalıdır.

Doğum sonrasında ise, anneler tecavüz sonucu doğan bu bebeklerle yeterince ilişki kuramamakta, bebeğin duygusal gelişimi için gerekli olanı ilgi, şefkat ve bakımı gösterememektedir. Bosna Savaşı’nda yaşanan tecavüzler ve zorla doğumlar sonucunda dünyaya gelen tecavüz çocuklarının şimdi kimliksiz ve kimsesiz kaldıklarını gözlenmiştir. Ayrıca doğan çocukta, gerek çocukluk gerekse yetişkinlik döneminde ciddi ruhsal problemler ortaya çıkabilmektedir. Sonuç olarak, kadınların istemedikleri gebelikler sonucu doğurmaya zorlanmaları hem kendi ruhsal sağlıklarını bozmakta hem de doğacak bebeğin ruh sağlığını tehdit etmektedir. Tecavüze uğrayan hiçbir kadın doğurmaya zorlanmamalı, gebeliği sürdürme kararını kadının almasına izin verilmelidir.

Bu nedenle açıktır ki; tecavüzlerde bürokrasinin yavaşlığına yer yoktur. Türkiye’de tecavüz sonrasında gebeliğin sonlandırılacağı yasal sınır 20 haftadır. Tüm dünyada tecavüze uğrayan birçok kişi damgalanacağı, suçlanacağı, daha sonra kuracağı ilişkilerde bu nedenle zorluklar çekeceği ve bazen de ülkemizde ve yakın doğu ülkelerinde olduğu gibi ‘namus cinayetleri’ne kurban gidebileceğini düşünerek bu olayı bildirmekte zorlanmaktadır. Sık sık basına yansıyan haberlerde de görüldüğü gibi, birçok kadın gebelik görünür hale gelene kadar yakınlarına söz etmemekte ve yasal mercilere başvurmamaktadır. Bu nedenle 20 haftaya az bir zaman kala kadınlar tecavüzün nişanesi olan ve ‘tecavüz tümörü’ olarak da adlandırılan bu gebeliğin sonlandırılmasını istemektedirler. Tıpkı doğal afetlerde, bombalama vb. terör olaylarında olduğu gibi kurbanların acil tıbbi ve hukuksal yardıma ulaşmaları sağlanmalıdır. Tecavüz olaylarında sağlık ve hukuk kurumlarında bürokrasinin yavaş seyrine yer yoktur!

Açıktır ki, fetüsün dışarıda hayatını kısmen sürdürebilecek gelişimsel seviyeye geldikten sonra  gebeliğin sonlandırılması, tıbbi etik açısından dikkatle ele alınması gereken zor bir konudur. Dünyadaki birçok gelişmiş ülkede gebeliğin sonlandırılması için kabul edilen yasal sınır dolduktan sonra, (1) gebeliğin annenin bedensel sağlığını ciddi şekilde tehdit etmesi, (2) fetüste yaşamla uyuşmayacak ya da normal bir yaşamla bağdaşmayacak ileri anomalilerin olması ve (3) gebeliğin ilerlemesinin annenin ruh sağlığı üzerine yıkıcı hatta ölümcül etkilerinin olması durumlarında psikiyatristler, hukukçular, adli tıp uzmanları ve kadın doğum uzmanlarından oluşacak bağımsız bilimsel ve etik kurullar gebeliğin sonlandırılıp sonlandırılmayacağına dair kararlar almaktadır. Ülkemizde de, bağımsız tıp ve hukuk profesyonellerinin yer alacağı bir üstkurul oluşturularak, ilerlemiş gebeliklerdeki her bir vakayı hızla ve tek tek ele alarak karar vermelerini sağlayacak yasal düzenlemeler acilen yapılmalıdır.

Kamuoyuna saygıyla bildiririz.  
  
Türkiye Psikiyatri Derneği adına     
Doç. Dr. Ayşe Devrim Başterzi   
Prof. Dr. Şahika Yüksel

7 Eylül 2012 Cuma

Prof.Dr.Yankı Yazgan Söyleşisi: Alkış Tutanlar En Çok Telaşlanması Gerekenler...


Eğitim sistemi değişti, okul çağında çocuğu olanların uykusu kaçtı. 4+4+4, okula 66 aylık başlamak, müfredatın değişmesi... Çocuklar nasıl etkilenecek? Yeni sistem nasıl uygulanacak? Çocuklara etkisi ne olacak? Her kafadan bir ses çıkıyor. Biz ise en yetkin seslerden birine başvurduk bu hafta. Çocuk ve ergen psikiyatristi Prof. Dr. Yankı Yazgan’a...

02 Eylül 2012
‘Alkış tutanlar en çok telaşlanması gerekenler’
Miraç Zeynep Özkartal / zeynep.ozkartal@milliyet.com.tr
Yeni eğitim sistemiyle çocukları yaşlarına ve gelişimlerine uymayan bir yükün altına sokmanın sonuçları ne olur?

Burada şöyle bir itirazla karşılaşabilirsiniz. Her gün yeni bir haber yayımlanıyor. İşte eğitim resimli olacak, harfler olmayacak, çocuklara büyük bir yük bindirilmeyecek. Çünkü uzmanların itiraz noktası çocukların taşıyamayacakları bir yük altına girmeleri. 66, 67, 68 aylık, hatta 72 ayın üzerindeki çocukların da bir bölümü için geçerli olan bekleme sürelerinin son derece düşük olması, konsantre olma becerilerinin son derece yetersiz kalacağı.

 Bu itirazlarla hemfikir misiniz?

Tabii ki. Bunun için gelecekle ilgili tahminde bulunmaya gerek yok. Mevcut düzende, ülkemizde okula
72 aylık başlayan çocukların 1’inci, 2’nci, 3’üncü sınıf performanslarına baktığımızda, davranışsal olarak bu yükü kaldıramadıklarını gösteren belirtiler başka bir çok yerdekinden daha fazla gözleniyor. Yükü kaldırır ya da kaldıramaz tahmininden ziyade, zaten kaldıramıyorlar. Aksi için de çok az sebep var.

 Neden?

Müfredat hafifletilse bile, müfredatın uygulandığı sınıf boyutları, öğretmenlerin yetkinlikleri, onlara verilen destek, sınıfın fiziki şartları... Bunlar en ideal müfredatı bile uygulamayı zorlaştıracak düzeyde. İstanbul’un bir ilçesinde çalışma yaptık. Meşhur birkaç devlet okuluyla daha tali, kenarda kalmış, daha ziyade Kürtçe konuşan, göçmen olarak İstanbul’a gelmiş ailelerin yoğun olduğu bir okulu kıyasladığımızda gördüğümüz bir tablo var. Misillerle ölçülebilecek farklar vardı yükü kaldırma açısından, ki hiçbiri 66 aylık başlamamışlardı.

 Öneriniz nedir?

66 aylıkların yükünü hafifletene kadar 72 aylıkları o yükü taşıyabilecekleri düzeye getirmek, öğretmenlerin ve okulların koşullarını çocukların bu yükü taşımasını kolaylaştıracak şekilde değiştirmek gibi birtakım adımlar varken 66 ayı bu sürecin içine bu şekilde katmak pek manalı gelmiyor. O nedenle okul öncesi eğitimin birçok uygar ülkede olduğu gibi üç yaşa kadar yüzde yüz katılımla geriletilmesi, çocukların yük taşıma kapasitesini arttıracağı gibi öğretmenlik yapmayı da kolaylaştıracak.

 Sistemin bir tarafında öğrenciler varsa diğer tarafında öğretmenler var. Öğretmenler hazır mı bu yaş grubundaki çocuklara?

Bizzat öğretmenlerin küçük çocuklarla eğitim konusunda kendilerini yeterli hissetmediklerine dair görüşleri var. Şu anda müfredat değişikliğiyle 1’inci sınıf çocuklarına okul öncesi müfredat uygulanacak. Ama adlarını 1’inci sınıf koyuyoruz. O zaman onun adını okul öncesi koyalım, bütün 60 aylık çocuklar zorunlu okul öncesi öğrencisi olsunlar. Benim aklıma gelen formül budur. Ama yetkililerin bir bildiği var ki, okul öncesi eğitimi verip bunun adına 1’inci sınıf diyorlar.

 Bu kararda makul bir taraf görüyor musunuz?

Şu andaki verilerle göremiyorum. Belki benim göremediğim bir kısmı vardır.

 Bunu samimiyetle mi söylüyorsunuz?

Çok samimiyetle söylüyorum. Buna inanmak da istiyorum. Aksi takdirde bu kararda imzası olanların doğru kararlar almadığını görmek temel güven duygusunu çok sarsar. Eğitimle ilgili zaten hepimizin karmaşık ve düşük olan beklentilerini daha da aşağı çeker.
“Orta-üst sınıfın çocukları uygulamadan daha az etkilenecek”

Velilerin temel sorusu şu: “Ben ne yapacağım?”. Somut bir soru sorayım. Sizin bugün 66 aylık bir çocuğunuz olsa ne yaparsınız?

Ben diyelim ki toplumda orta-üst sınıftan birisiyim. Bu sınıftakiler nüfusun yaklaşık yüzde 10-15’ini oluşturuyor. Bu grubun çocukları bu uygulamada en az riskli olanlar.

 Nasıl?

Onlar okul öncesi eğitimi alıyor, bir ya da iki çocuklu ailede büyüdükleri için ailenin bütün özenini görüyorlar. Dolayısıyla bu çocuklar müfredat değişikliğinin hafifletilmesiyle okula
66 aylık gittiklerinde daha az sıkıntı yaşayacaklar. Asıl zorluk, toplumun bu konuda memnun gözüken, durumdan kaygılanmayan, bunları muhalefet ya da entel dertlenmesi gibi gören kesimler için geçerli. Toplumun ortanın altındaki gelir grubundaki çocuklar okul öncesi eğitim almıyor, anne babaları onlara belli imkanları sağlayamıyor. Bu yaş grubundaki çocukların çoğunluğu hazır değiller. Kısacası çok küçük bir grup için ekstra bir zarar olmaz. Ama büyük çoğunluk nasıl bir zarara uğrayacak, henüz bilmiyoruz.

 Sorumu tekrara edeyim, siz olsanız ne yaparsınız?

Benim çocuklarım 3 yaşından itibaren okul öncesi eğitim aldılar. Dolayısıyla 66 ayla 72 ay arasında fark olmazdı. Ama ben mutlu azınlık mensubu bir insanım. Ülkedeki makro politikalar mutlu azınlık sayılan insanların koşullarına göre belirlendiği takdirde toplumun büyük çoğunluğunun temel ihtiyaçları karşılanmamış oluyor. O nedenle bugün en çok telaşlananlar en az telaşlanması gerekenler. Hiç telaşlanmayanlar, hatta alkış tutanlar da en çok telaşlanması gerekenler.
“Erken başlayan din dersleri, o çocukların iyi birer dindar olmalarını engeller”
 Din dersleri de 1’inci Sınıfta başlayacak. O yaşta bir çocuk din bilgilerini nasıl kavrar?

Bu şekilde dinsel eğitim mümkün değil. İyi davranmak, iyi bir insan olmak, başkasına zarar vermeden kendi özgürlüklerini sonuna kadar yaşamak, din dersiyle değil bir yaşam tarzıyla öğretilebilir. Bunlarla daha çok uğraşmak çocuklarımızın ahlaklı, iyi insanlar olması için lüzumlu. Çünkü ezbere öğrenilmiş din bilgisi, insanları daha iyi ve daha dindar yapmıyor.

 Nasıl?

Bu kadar erken başlayan din derslerinin, o çocukların iyi birer dindar olmalarını engelleyeceğini düşünüyorum. Çocuklarının iyi bir din eğitimi almasını samimiyetle isteyen milyonlarca insan olduğundan eminim.
Bu insanların devletin sunacağı tektipleştirici bir din eğitimini kabul etmek zorunda olmadıklarını düşünüyorum. Küçük yaşta henüz muhakeme becerisi gelişmemiş çocuklara bu bilginin sunulması, çocukların konuyu kavramadan
hap gibi yutarak gelişmelerini sağlar. Gerek öğrenme stratejileri gerekse toplum düzeni açısından uygun gözükmüyor.
“İleride ameliyat olacağınız doktor da böyle yetişecek”
Milat gazetesinde Sevda Salihoğlu Dursun’un bir yazısı var ve diyor ki, “Verilen kriterleri uygulama işini çocuk doktorların değil rehberliklerin yapması gerekir”. Katılıyor musunuz?

Doktorlar tıbbi konuda kararlar verirler. Eğer eğitimi engelleyen tıbbi bir durumsa, hekim görüş belirtebilir. Örneğin tüberküloz sebebiyle de bir çocuk okula gidemeyebilir. Ama okul performansını etkileyebilecek tıbbi tanılarla ilgili branş, çocuk ve ergen psikiyatrisidir. Ancak eğitimciler çocukların eğitsel yükü taşımaya hazırlıklı olup olmadığı kararını vermeye yetkindir. 60 aylık bir çocuğun
40 dakikalık bir dersi izlemesini beklemiyoruz. Ki tekrar ediyorum, 72 aylık ya da 84 aylık çocuklarımız da zaten bunu yapamaz vaziyette.
Bu uygulama bu yıl başladığı için 66 aylık çocuklarla 82 aylık çocuklar bir arada okuyacaklar. Bu durum çocukları nasıl etkiler sizce?

82 aylık çocuğun sıkıntıdan patlamasına sebep olabilir. Hele ki okul öncesi eğitimden geçtiyse. Bu durum özellikle de özel okulları müfredat dışına çıkmaya mecbur edecek.  Gereğinden fazla ya da az yük taşımak her birey için içinde olduğu ortamdan kopma sebebidir. Bu da eğitimin başlangıç senesinde sonraki dönemleriyle ilgili onarımı kolay olmayan soğuma yaratır. Benim en büyük endişem, zaten insanların çoğunun öğrenmekten mümkün olduğunca uzak durduğu bir kültürde eğitimin usulen yapıldığı bir sürece girmek.

 Bu yaş grubunda çocuğu olmayanlar ya da hiç çocuğu olmayanlar bu konuyla ilgili değiller. Muhtemelen bu söyleşiyi bile okumayacaklar. Gerçekten de onları hiç ilgilendirmiyor mu?

Bu uygulama zaten çok da başarılı olmayan eğitim sisteminin olumsuza doğru gidişini getirecek. Uygulamanın, temel öğrenme becerileri yeterince gelişmemiş insan oranını daha da arttırmasını bekliyorum. Kendi çocuğumuzolmasa
bile evleneceğimiz adam ya da kadın, yanımıza alacağımız eleman, otobüsüne bineceğimiz şoför, ameliyat olduğumuz doktor da bu şekilde yetişecek. 
“100 bin çocuğa rapor verirseniz salgın hastalık demektir”
Çocuğunu bu kadar erken okula göndermek istemeyenlerin rapor almasını doğru buluyor musunuz?

Türkiye’de rapor alma, her zaman kötüye kullanılmış bir mekanizmadır. Yöneticilerin elemanlarına izin verme hakkını kullanacaklarına, doktordan sahte rapor getirmek üzerine kurulu bir kültür var. Büyük bir kısmı sahtekarlık, doktorları da bu sahtekarlığa alet etme. Bu bir. İkincisi, çocukların tanımlanabilir bir ruhsal ya da gelişimsel bozuklukları olduğu takdirde doktorlar zaten bu raporları vermekle sorumlular.

 Rapor, sistemi yenebilir mi?

Rapor almaktan ziyade bir karar değişikliği gerekiyor. Yoksa gelişimi müsait değildir raporunu 100 binlerce çocuğa vermek gerekiyor. 100 binlerce çocuğa bir rapor verdiğinizde salgın hastalık var anlamına gelir. Oysa ortada salgın hastalık değil, yanlış verilmiş bir karar var. Çocukları anlamsız bir şekilde taşıyıp taşıyamayacakları belirsiz yükler altına sokuyoruz. Bundan korunmak için doktor raporu değil yetkililerin aklıselimi gerekiyor.

17.PRATİSYEN HEKİMLİK KONGRESİ, 8-11 KASIM 2012, KUŞADASI...


17. PRATİSYEN HEKİMLİK KONGRESİ'NİN 1. DUYURU'SU YAYINLANDI

TTB Pratisyen Hekimler Kolu, TTB Genel Pratisyenlik Enstitüsü ve Pratisyen Hekimlik Derneği olarak birlikte düzenliyoruz. 
17. Pratisyen Hekimlik Kongresi
Kongrelerimizde, bu yıldan itibaren Pratisyen Hekimlik Derneği'nin daha aktif ve etkin rol üstlenmesini kararlaştırdık. Daha çok meslektaşımızla birlikte olabilmek ve daha maliyet etkin kongre gerçekleştirebilmek adına 17. Pratisyen Hekinlik Kongresi'ni 08-11 Kasın 2012 tarihleri arasında Kuşadası Pine Bay Holiday Oteli'inde gerçekleştiriyoruz.



Trafikte Alkol ve Uyuşturucu ile Etkin Mücadele Sempozyumu, 15-16 Ekim 2012, Manisa...


Adli Tıp ve Adli Bilimler Camiasının Değerli Üyeleri

15-16 Ekim 2012 tarihinde, Manisa Celal Bayar Üniversitesi ev sahipliğinde “Trafikte Alkol ve Uyuşturucu ile Etkin Mücadele Sempozyumu” düzenlenecektir. Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet PAKDEMİRLİ, Sayın Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. C Haluk İNCE ve Sayın Tıp Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Hasan YÜKSEL’in Onursal Başkanlıkları altında düzenlenecek bu sempozyuma, Yargıtay Başkanlığı, Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Daire Başkanlığı, TUBİM, Jandarma Genel Komutanlığı Trafik Şube Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Türk Hava Yolları, Üniversiteler ve Baro’dan üst düzey temsilciler ve bilim adamlarının yanı sıra Manisa ve İzmir illerinden idari ve mülki erkânın ve temsilcilerin katılımları, ulusal ve yerel basının iştiraki beklenmektedir.

Bu sempozyumun amacı; ülkemizde trafik kazalarının ve bu kazalar sonucu meydana gelen ölüm ve yaralanmalarının önemli sebeplerinden birini oluşturan alkol ve uyuşturucu maddelerin etkisi altında araç kullanımına dikkat çekmek, bu nedenle meydana gelen kazaların önlenebilmesi için alınması gereken etkin tedbirleri ortaya koymak, trafikte alkol sınırını ve alkol muayenelerinin daha etkili sağlanabilmesi için gerekli yasal değişiklikleri tartışmaya açmak, trafikte uyuşturucu denetimlerinde ağız sıvısı testlerinin biran önce hayata geçirilmesi için alt yapı oluşturmak ve ağız sıvısı analizlerinde kullanılabilecek cihazların tanıtımını yapmak olarak belirlenmiştir. 

Bu çerçevede; 15 - 16 Ekim 2012 tarihlerinde Celal Bayar Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde (Manisa) düzenlenecek olan sempozyumda sizleri aramızda görmekten mutluluk duyacağız. 

Sempozyum katılımcılarına, sempozyum çantası, bloknot, kalem, ara ikramlar, öğle yemeği ve 15-16 Ekim 2012 gecesi Gala Yemeği sunulacak olup; katılımcılardan herhangi bir KATILIM ÜCRETİ talep edilmeyecektir.
Katılımcılarımız için, Manisa’nın Seçkin Otellerinde, Öğretmenevinde ve Rektörlük Misafirhanesi’nde yer rezerve edilmiş olup; bu konaklama evlerine yerleştirme işlemleri Sempozyum Sekreterliği tarafından gerçekleştirilecektir. Mümkün olduğu kadar misafirlerimizin rahat bir ortamda, odalarda tek kişi kalacak şekilde yerleştirilmelerine özen gösterilecektir (davetli sayısının fazlalığı halinde, odalarda iki kişi kalacak şekilde bir yerleştirme düzeni belirlenebilir). Davetlilerimize hangi konukevinde, hangi odaya yerleştikleri 05 Ekim 2012 tarihine kadar e-mail ile bildirilecektir. Davetlilerimiz kendilerine iletilen bu rezervasyon belgesi ile konukevlerine kabul edileceklerdir. Davetlilerimizden herhangi bir KONAKLAMA ÜCRETİ talep edilmeyecektir. Katılımcıların konaklama merkezlerinden, sempozyum merkezine transferler yine servisler aracılığı ile sağlanacaktır.
Sempozyumumuza katılmak isteyen katılımcılar, ekte gönderilen KATILIM VE KONAKLAMA ÖNKAYIT FORMU’nu 21 Eylül 2012 mesai bitimine kadar aşağıda belirtilen e-mail adreslerine göndermelidirler.
Bu sempozyumumuzda, Manisa’da konaklama imkânlarının sınırlı olması nedeniyle, ön kayıtlar sonucunda ağırlayabileceğimiz misafir sayısının üzerine çıkılması durumunda, ön kayıt yaptıranlardan bazı talep sahiplerinin istemleri geri çevrilebilecektir. Bu nedenle, sempozyuma gelemeyecek misafirlerimizin, ön kayıt yaptırmaktan imtina etmeleri önem taşımaktadır.
Davetlilerimiz, refakatçi getirmeleri durumunda, doğan ücret farkını kendileri karşılayacaklardır.
Sempozyum web sayfamız düzenlenmekte olup, sempozyum programına ve sempozyum ile ilgili diğer bilgilere sempozyum web sayfamızdan (http//www.tauem.com) ulaşabilirsiniz
İLETİŞİM:
Doç. Dr. Mahmut AŞIRDİZER
Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı, Manisa.
Tel: 0236 233 19 20 -134
Cep: 0505 648 19 98
E-mail: tauems@gmail.com
Doç. Dr. Mahmut AŞIRDİZER
Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi
Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Sempozyum Düzenleme Kurulu Başka