23 Aralık 2011 Cuma

PROF.DR. İBRAHİM TUNALI ANISINA 3.TIPTA UYGULAMA HATALARI SEMPOZYUMU'NUN ARDINDAN...


Prof.Dr. Yaşar BİLGE
Prof.Dr. Yaşar BİLGE'DEN TOPLANTI RAPOR ÖZETİ
08.45-09.00 Prof.Dr. Yaşar Bilge’nin “Prof.Dr. İbrahim Tunalı’nın Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalına katkıları”. Sayın Bilge: Tunalının özellikle adli psikiyatri alanına katkılarının ülke çapında olduğunu vurguladı. Hasta olarak hekime uyma konusundaki başarısını övdü. Tunalı ailesine hizmetleri için teşekkür etti.

Dekan Prof.Dr. İlker Ökten’in açılış konuşması. Sayın Ökten: Tunalının yöneticiliği yanı sıra idareciliği ile de başarısını vurguladı. İyi hekimliğin bazı hastalarca anlaşılmadığı, hekimlere yönelik şiddetin azaltılmasına, önlenmesine yönelik aktivitelere de (özellikle hasta ve yakınlarının eğitim ve öğretim ile) ihtiyaç duyulduğunu açıkladı.

Panel 1. Dünyada ve ülkemizde tıpta uygulama hataları
Kolaylaştırıcı:  Prof.Dr.   Ersin Tan: Tıpta uygulama hatalarının sistemle ilişkisinin olduğunu bu nedenle konunun çok yönlü inceleneceğini bildirdi.
Panelistler
1.Dr İsmail Tamer. Tıp Politikalarının saptanmasında Uygulama Hatalarının Dikkate Alınması Politikacı ve Bilim Adamı gözüyle değerlendirilmesi. Geçmişte sistem kurmada başarısızlıklarla dolu olduğunu vurgulayarak sağlık sisteminde düzenlemenin gerekliliğini açıkladı.
2. Prof.Dr. Cem Terzi Uygulama Hatalarında 2011 Türkiye Fotoğrafı. Sağlık sisteminde hastaya mali yük yönünden uygulama sorunlarını dile getirdi. Sistem değişikliğinin sorunlarının grevle bittiğini bildirdi. Sigorta primlerinin yanlış yönlendirildiğini açıkladı.
3. Prof.Dr.İ.Ethem Geçim.  Uygulama Hatası mı, hizmet kusuru mu? Sayın Geçim: Sağlık sisteminin bir hak olduğunu açıklayarak, ücretsiz olma gereğini bildirdi. Sağlıkta dönüşümün vatandaşa yükünün fazla olduğunu açıkladı. SGK’nın yetkilerinin fazla olduğunu, yetki paylaşımında bulunmada istekliliğinin az veya yok olduğunu belirtti. Hekimlerin örneklerle hastalarına verdiği hizmetin kalitesinin azaldığını açıklayarak, sorumluluğun sistemle ilişkisinin de değerlendirilme gereğini vurguladı. 
4. Prof. Dr. Mehmet Demir Türkiye’de Tıpta Uygulama Hatalarında Hukuki Süreç. Sayın Demir: Hekimlerin uygulamalarının standartlara uygun olması gerektiğini, başka türlü davranma imkanı varken standartlara uymama halinde hastaya zarar geldiğinde, uzmanların illiyet bağı kurmaları ile sorumlu tutulduğunu açıkladı.   
Saat: 10.30-10.45 ARA
Saat 10.45-12.00

Panel II: Uygulama Hatalarını Önleme Stratejileri
Kolaylaştırıcı:  Prof.Dr. Oğuz Polat. Sayın Polat: Tıpta uygulama hataları konusunda çalışmaların yaygınlaştırılma gereğini vurguladı. Adli Tıp Kurumu Yanı sıra Üniversitelerden de rapor alındığını bildirdi. Danışman (CMK m 67), çapraz sorgu (CMK m 216) uygulamaları nedeniyle gerçeğe ulaşmada çoklu yolun bulunduğunu açıkladı.  
1. Gürsel Yalvaç. Hukusal Açıdan Tıpta Uygulama Hatalarını Önleme Tedbirleri, Hukuk Tıptan Ne Bekliyor. Yargıtay- Onam, Kayıt, İhbar. Sayın Yalvaç: Tıbbi müdahale, yetkili kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olmalıdır. Tıbbî müdahale hukuken kabul edilebilir bir amaca yönelik olmalıdır. Tıp standartları içerisinde kalınmalıdır. Hastanın aydınlatılmış rızası alınmış olmalıdır. diyerek sıklıkla taksirden dolayı hekimler için ceza sorumluluğu yönünde işlem yapıldığını açıkladı.
2. Av. Pınar Aksoy Gülaslan Tıpta Uygulama Hatalarından Kaynaklı Hukuki Süreçte Avukat-Hekim İlişkileri. Sayın Gülaslan: “Avukat-Müvekkil arasında kurulan ilişkinin hukuki niteliği vekalet akdidir. Akit,her iki tarafa karşılıklı borç yükler. Temelde güven ve saygıya dayalı bir ilişki kurulur. Azil veya çekilmede sebep  gösterme zorunluluğu yoktur. Avukat hukuk kuralları ile bağlı olup müvekkilinin her dediğini yapmak zorunda değildir. Aktarım-Karşı Aktarım vardır.” dedi. Avukatların görevleri, hakları olduğunu, bunlara uyma gereğini açıkladı.
3. Prof.Dr. A. Ezel Esatoğlu . Tıpta Uygulama Hatalarında Kayıt Sistemi, Sağlık Bilgi yönetimi. Sayın Esatoğlu: Bilgi yönetiminin önemini vurgulayarak akreditasyonda gerekli uygulamaların zorunluluğunu bildirdi. Belleksiz yaşamın güçlüğünü açıklayarak kayıtın tıpta uygulama hatalarını önleme ve değerlendirmede önemini açıkladı.
4. Prof.Dr.Yaşar Bilge. Tıpta Uygulama Hatalarının adli tıp yönünden değerlendirilmesi. Sayın Bilge: 1998 Cochrane veri tabanında 160 sistematik tarama yapıldığında tibbi girişimlerin % 41 faydalı, % 20’si etkisiz, % 8.1 zararlı, % 21.3’ünün faydasının belirsiz olduğunu; keza 2004 yılında da tedavilerin % 26’sının faydalı, % 12.4’ünün büyük ihtimalle faydalı, % 4.8’inin etkisiz, % 0.69’unun zararlı, % 56.6’sının faydası ve zararı kanıtlanmadığını vurguladı. Buna göre ülkemizde standartlarımızı eş değerli (akreditasyon) sistemlere göre geliştirmemizin önemi ve gerekliliğini açıkladı.
Saat: 14.00-16.30

Kolaylaştırıcı Prof.Dr. İbrahim Aşık ve Prof.Dr.Yüksel Keçik
Tıpta Uygulama Hataları ve Ağrı  Paneli.
Prof.Dr.Yüksel Keçik. Sayın Keçik: İbrahim Tunalı’yı rahmetle andı. Ağrı konusunun standart kalite göstergesi olarak kullanıldığını, bu konuda eğitimsel değerlendirmelerin önemini vurguladı.  
Prof.Dr. İbrahim Aşık. Sayın Aşık: Ağrının çok nedeninin bulunduğunu, değerlendirme hatalarını açıkladı. Buna göre standart bakımın neye göre değerlendirileceğinin sorun olabileceğine dikkat çekti. Klinik rehber kılavuzlar, Profesyonel Dergiler, kurslar, Devletlerin veya Hastanelerin kuralı bulunduğunu bildirdi. Devletlerin veya Hastanelerin kurallarının önemini belirtti. Örneklerle malpraktis davalarını açıkladı. Hekimlerin endike hastalarına opiat  vermede korkularının yersizliğini bildirdi.
Prof.Dr. Dilek Yörükoğlu. Sayın Yörükoğlu: hatalı, yetersiz tedavinin malpraktis davalarının sayısını ve cazalandırma durumunu artırdığını bildirdi. Opioid tedavisindeki standartları açıkladı.
Prof.Dr. Şükrü Çağlar. Sayın Çağlar: Bel ve boyun cerrahisi olgularında operasyon ile bacak ağrısı geçme oranı %70-80, aksiyel ağrıda düzelme %50, Başarızsız cerrahi oranı %15, revizyon oranı %19 olduğunu bildirdi. Yanlış hasta, yanlış tanı, yanlış veya yetersiz cerrahi uygulamalarının malpraktiste ana nedenler olduğunu açıkladı.
Hemşire Asiye Ersan. Sayın Ersan: Algoloji hemşireliğinin bir ekip işi olduğunu, bazen hekimlerin hata yaptığını, bunu ilgiliye söyleyerek düzelttiklerini açıkladı. Ankara Üniversitesinin Ağrı giderme konusunda başarılı etkinliklerini bildirdi. Tıpta uygulama hatalarının çok sebepli olduğunu açıkladı.  Değerlendirme formunun eksiksiz doldurulma gereğini bildirdi. Radyolojik görüntülemenin gerekliliğini vurguladı. Standart uygulamaların (alet sayılması) önemini açıkladı. Hastanın düşmesinin engelenmesi, enfeksiyon kontrolü, iletişim hatalarının önüne geçilme gereğini dile getirdi. Bu konuda eğitim ve öğretimin sürekliliğini açıkladı. 
 
DÜZENLEME KURULU
Prof.Dr.Yaşar Bilge
Prof.Dr. Ethem Geçim
Prof.Dr. İbrahim Aşık
İletişim için: Dr. Nevriye Temel
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Adli Tıp Anabilim Dalı 06100-Dikimevi-Ankara
Tel: 0312 3191514

SONUÇ: Yukarıda inceleme bulguları belirtilen Prof.Dr. İbrahim Tunalı Anısına düzenlenen 3.TIPTA UYGULAMA HATALARI SEMPOZYUMU verilerine göre;
1.     Rektörlüğümüze, Dekanlığımıza, Tunalı ailesine, Düzenleme Kurulu Üyeleri Prof.Dr. Yaşar Bilge’ye, Prof.Dr. Ethem Geçim’e, Prof.Dr. İbrahim Aşık’a, Adli Tıp Anabilim Dalımıza, sunum yapanlara, İbni Sina Hastanesi ve Cebeci Hastanesi Başhekimliğine ve Müdürlüğüne, Başhemşireliğimize, hizmet veren personelimize, Basın Mensubumuza, izleyicilere, ilgilenen meslektaşlarımıza, e mail göndererek bilgilendirdiğimiz kişilere; çok teşekkür ettiğimiz,
2.     Toplantı amacının ve hedefinin Sayın Prof.Dr. İbrahim Tunalı’yı anma, toplam kalite (akreditasyon) sağlamaya ve önleme-düzeltme çalışmalarında öncü hizmet vermeye yönelik değerlendirmenin başarıyla gerçekleştiğini gördüğümüz;
3.     Yazdığım cümlelerde eksik ve hatalı kısım varsa yetkili meslektaşlarımın düzeltmesinden memmun olacağımız;
4.     Saat 08.00-16.30 arasında öğrenme nedeni ile işlerini aksattığımız varsa hastalarımızdan özür dilediğimiz,
Hususlarını saygılarla arz ve rica ederim.

23.12.2011
Düzenleme Kurulu Başkanı
Prof.Dr. Yaşar Bilge

22 Aralık 2011 Perşembe

YAŞAYAN SAĞLIK HUKUKU PANELİ İSTANBUL

YAŞAYAN SAĞLIK HUKUKU PANELİ 

İstanbul Barosu Sağlık Hukuku Merkezi'nce düzenlenen "Yaşayan Sağlık Hukuku" konulu panel 14 Ocak 2012 Cumartesi günü saat 10.00 – 18.30 arasında Orhan Adli Apaydın Konferans Salonu'nda yapılacak. 

Panelde, kesinleşmiş sağlık hukuku davalarının seyri ve sonuçları ele alınarak irdelenecek.


21 Aralık 2011 Çarşamba

G(ö)REV VE MESLEK ÖRGÜTÜNÜN ETKİNLİKLERİNE KATILMAK “SUÇ” MUDUR? BU NEDENLE HUKUKİ BİR YAPTIRIM UYGULANABİLİR Mİ?

www.ttb.org.tr

MESLEK ÖRGÜTÜNÜN ETKİNLİKLERİNE KATILMAK “SUÇ” MUDUR? 


BU NEDENLE HUKUKİ BİR YAPTIRIM UYGULANABİLİR Mİ?


Bilindiği gibi meslek örgütünün çalışma koşulları, özlük haklarına yönelik yaptığı etkinlikler Bakanlık ve/veya İl Sağlık Müdürlüğü ile Başhekimlerin; katılımı düşürmeye  yönelik  tehdit,  gözdağı,  engelleme  gibi  tutumlarıyla 
karşılaşabilmektedir. 


Oysa bu etkinliklere/eylemlere katılmak suç   değildir .  


Çünkü;
Meslek Örgütüne Yasa ile Verilen Görevler Yönünden Belirtmek gerekir ki, Anayasanın 135. Maddesi ile kurulmuş olan  kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerinin, gerek kendi mesleki alanlarına ilişkin, gerekse 
üyelerinin yaşadığı/karşı karşıya kaldığı problemlere ilişkin tespitlerde bulunması, talep ve önerilerini oluşturması, bu doğrultuda ilgili Bakan ve Bakanlıklar nezdinde girişimlerde bulunması, görev ve yetkisinin de bir gereğidir. Nitekim 6023 sayılı Türk Tabipler Birliği Yasası gereğince de, tabip odalarının, mesleğin haysiyetini ve meslektaşların hukuk ve menfaatlerini korumak/savunmak görevi bulunmaktadır. 


Görüleceği üzere meslek örgütü üçlü görevle donatılmıştır; hekimlerin hak ve 
menfaatlerini korumanın yanı sıra mesleğin onur ve haysiyetini de koruyacak 
ve halk sağlığının korunması ve geliştirilmesi için de çalışmalar yürütecektir. 


Örgütlenme Özgürlüğü Yönünden
Kaldı ki; kamu kurumu niteliğindeki bir meslek örgütünün  “iş güvencesi, ücret 
güvencesi, can güvencesi ve mesleki bağımsızlık” talepleriyle yani üyesi hekimlerin içinde bulunduğu durumu resmetmek, eleştirilerini, çözüm önerilerini ve taleplerini iletmek üzere, açıklamalar yapması, bir baskı grubu oluşturarak, hükümetlerin ya da geniş anlamıyla idarenin icraatlarını etkilemeye çalışması bir zorunluluktur.Çünkü bu tür etkinlikleri gerçekleştirmek, örgütsel sorumluluğun, yani baskı grubu oluşturarak, “ortak çıkarları koruma” amacının olmazsa olmaz bir gereği ve sonucudur. Aksi halde,  örgütlenme hakkının, temel insan hakları kategorisinde düzenlenmesinin de, bir özgürlük olarak güvence altına alınmasının da, bu hakkın İLO’ nun aşağıda aktaracağımız sözleşmeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve pek çok sayıdaki uluslararası sözleşme ile düzenlenmiş olmasının da bir anlamı kalmayacaktır. 
Keza demokrasilerde baskı grubu olarak adlandırılan ve bir ülkenin demokratikliği açısından gösterge olarak kabul edilen sendika, meslek odası, demokratik kitle örgütü vb. sivil toplum örgütlerinin kurulmasının bir etki ve değeri kalmayacaktır.


Uluslararası Sözleşmeler Yönünden
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 09.07.1948 tarihli Büyük Genel Konferansında 
kabul edilen 87 nolu  Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının 
Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin 3.  maddesinin 2. fıkra düzenlemesine 
göre;“Kamu makamları bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmalıdır.”28. maddenin 2. fıkra düzenlemesine göre de;  “Yasalar, bu sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek şekilde uygulanamaz”
151 Nolu Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunması ve İstihdam 
Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin Sözleşme’nin, “Örgütlenme 
Hakkının Korunması” başlıklı 4. madde düzenlemesinin 2. maddesinin b bendiyle; “Bir kamu görevlisini, bir kamu görevlileri örgütüne üyeliği 
veya böyle bir örgütün normal faaliyetlerine  katılması nedenleriyle işten çıkarmak veya ona zarar vermek” y a s a k l a n m ı ş t ı r .


Türk Ceza Kanunu Yönünden
Hatırlanacağı gibi (eski) 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 236. Maddesi iş 
yavaşlatmayı da, iş bırakmayı da cezalandırıyordu. Ancak Anayasa’nın 90. maddesinde değişiklik yapıldı ve  uluslararası sözleşmelerle, 
kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi halinde, uluslararası sözleşme 
hükümlerinin esas alınacağı düzenlendi. Bu çerçevede  (yeni) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 260. maddesinde, önceki düzenlemeye göre lehe değişiklik yapılmış ve hatta kamu görevlilerinin mesleki ve sosyal hakları ile ilgili olarak, hizmeti aksatmayacak biçimde, geçici ve kısa süreli iş bırakmaları veya yavaşlatmaları halinde, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza da verilmeyebileceği”  hüküm altına alınmıştır.  Ancak bu düzenlemede yeterli değildir. Kanımızca iş bırakmanın bir suç olarak düzenlenmemesi gerekir.

Diğer yandan hali hazırda yürürlükteki düzenleme eski 236 olsaydı dahi; yukarıda aktardığımız Anayasanın 90. Madde düzenlemesi ışığında; uluslararası sözleşmelere aykırı hüküm içeren yasa düzenlemelerinin değil, gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, gerekse İLO’ nun 87, 98 ve 151 sayılı sözleşmelerinin, doğrudan uygulanması gerektiği açıktır.


Nitekim meslek örgütü tarafından 5 Kasım 2003 GöREVDEYİZ eylemi başta olmak üzere, pek çok kez iş bırakma eylemi yapılmıştır. Hatta 5 Kasım  “GöREV”i sonrasında aralarında Tabip Odası Yönetim Kurulu ile DİSK, KESK, SES, Diş Hekimleri Odası, Eczacılar Odası’nın da yer aldığı, 12 sendika ve meslek örgütü temsilcisi, 85 yönetici hakkında 255 yıl hapis cezası istemiyle dava da açılmıştır. Aktardığımız uluslararası sözleşmeleri değerlendiren  Mahkeme; “ülkemiz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini kabul etmiş ve sözleşme hükümlerinin iç hukukumuza uygulanacağını da kabul etmiştir. Sanıkların eylemlerinin  hak arama özgürlüğü içerisinde değerlendirilmesi gerekmiştir. Yine yapılan eylemin; demokratik bir toplumun gereği olan sağlık hakkının ihlali mahiyetinde olduğunu düşündükleri yasal düzenlemeler yapılmakta olduğundan, buna karşı bir örgütsel uyarı niteliğinde 
mesleki ve sosyal hakları ile ilgili olarak yapıldığı anlaşılmıştır” gerekçesiyle 
85 yönetici hakkında BERAAT kararı vermiştir. O dönemde açılan iki dava da, ilk celsede ve beraat kararı ile sonuçlanmıştır. 3 Disiplin Cezaları Yönünden
Bir hekimin Türk Tabipleri Birliği ve/veya İstanbul Tabip Odası tarafından yapılan bir etkinlik nedeniyle ve/veya bu örgütün normal faaliyetine katıldığı için disiplin cezası ile cezalandırılması dahi mümkün değildir.
İş bırakma eylemine katıldığı için disiplin cezasıyla cezalandırılan bir öğretmenin açtığı davada, “… üyesi bulunduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan, üretimden gelen güçlerini kullanma çağrısına uyarak 25.11.2009 tarihinde görevine gelmeyen davacının sendikal eylem kapsamında göreve gelmemesinin mazeret olarak kabul edilmesi gerektiği…” gerekçesiyle 30 Eylül 2010 tarihinde iptal kararı verilmiştir(1). Benzeri içerikte çok sayıda Danıştay kararı da yer almaktadır (2).


Durum Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM) kararları açısından da farklı 
değildir. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Yapı-Yol Sen Sendikası üyesi olan ve KESK tarafından memur maaşlarına yapılan düşük zammı protesto etmek amacıyla 5 Eylül 2002 tarihinde yapılan iş bırakma eylemine katılan  E. Karaçay’a uyarma disiplin cezası verilmiş, ceza Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınmıştır. AHİM 27 Mart 2007 tarihinde verdiği karar ile; “ceza, her ne kadar düşük olsa da, kendisi gibi sendikaya üye kişilerin çıkarlarını savunmak amacıyla sendika üyelerinin grev ve eylemlere yasal olarak katılmamasına yönelik caydırıcı bir niteliğe sahiptir”  diyerek, uyarma cezasının haksız ve “demokratik toplumda gerekli olmadığı” sonucuna ulaşmıştır.


İş Aktinin Sona Ermesi Yönünden
Üniversitelerde veya Sağlık Bakanlığı’na bağlı olan sağlık kuruluşlarında 
çalışmayan hekimler, (aile hekimleri, işyeri hekimleri, özel sağlık kuruluşlarında 
çalışan hekimler vb) yönünden de yukarıda saydığımız ulusal ve uluslararası 
düzenlemeler kuşkusuz geçerlidir. Daha açık ifadesiyle bu demokratik hak sadece kamu çalışanlarına değil, ücretli çalışan herkese tanınmıştır.   
Ancak ücretli olarak çalışılan yerlerde akla gelen bir diğer soru; meslek örgütünün etkinliğine katılınması halinde iş aktinin fesh edilip-edilmeyeceğidir. 
İş Kanunu yönünden değerlendirildiği koşulda, hangi nedenle olursa olsun 
mazeretsiz olarak olarak bir gün işe gelmemek, iş aktinin feshi için yeterli değildir. Daha açık ifadesiyle İş Kanunu, bir gün işe gelmeme halinde işverenin iş aktini feshetmesini “haklı neden” olarak kabul etmemektedir.  


Kaldı ki 21 Aralıkta kişisel nedenlerle değil, meslek örgütünün çağrısıyla yapılacak demokratik bir etkinlik nedeniyle iş bırakılacak; çalışılan yerde ve/veya Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde yapılacak etkinliklere katılınıp görev yerlerine geri dönülecek ve acil durumlar haricinde hasta bakılmayacaktır. 
Dolayısıyla eyleme destek verildiği için, iş aktinin fesh edilmesi halinde açık hukuka aykırılık söz konusu olacaktır.
                                                
1.İstanbul 8. İdare Mahkemesi 2010/882 E. 2010/1508 K. sayılı karar. 
2. Danıştay 12. Dairesi’nin 2002/3743 E 2002/4272 K, 2004/4209 E 2004/4148 K,2002/4643 E 2005/313 K, 2005/5767 E 2008/225 K sayılı kararlarında


Sonuç Olarak
Meslek örgütü tarafından yapılan etkinliklere katılmak, hukuka aykırı olmadığı gibi “suç” da değildir. Kaldı ki tüm bu düzenlemeler ve yargı kararları olmasa bile, tek tek hekimlerin;yaşadığı mesleki sorunları dile getirmesi, çözümünü talep etmesi, bu konudaki görüşlerini ve eleştirilerini açıklaması; Anayasa ile de güvence altına alınan demokratik bir haktır. (Bu hak, Türkiye’nin taraf olduğu başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere, uluslararası sözleşmeler ile de güvence altına alınmıştır). Zaten belirttiğimiz gibi bu çerçevede verilen disiplin cezaları yargıdan dönmekte ve sağlık  çalışanları  aleyhine  açılan  davaların  tamamı  beraat  kararı  ile sonuçlanmaktadır.19.12.2011 


İstanbul Tabip Odası
Hukuk Bürosu
http://www.istabip.org.tr/dosyalar/hukuk/grevsucmuaralik2011.pdf

19 Aralık 2011 Pazartesi

PROF.DR.ZEKİ SOYSAL ANISINA 2.TIP HUKUKU GÜNLERİ 6-7 NİSAN 2012 İSTANBUL

2. DUYURU
PROF.DR.ZEKİ SOYSAL ANISINA 2.TIP HUKUKU GÜNLERİ 6-7 NİSAN 2012 İSTANBUL
Prof.Dr.Zeki SOYSAL
(Fotoğraf: Dr. Halis Dokgöz Arşivi)
Değerli meslektaşlarımız,

1.      İlk duyuruda,  2. Tıp Hukuku Günleri'nin 30-31 Mart 2012 tarihlerinde İstanbul'da "Prof. Dr. Zeki Soysal'ın anısına" ve "Adli Jinekoloji ve Obstetrik" ana temasında olmak üzere yapılacağı belirtilmişti. Ancak bu tarihlerde uygun boş salon bulunamadığı için; toplantı tarihleri 6-7 Nisan 2012 olarak ve İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Oditoryumu'nda yapılmak üzere değiştirilmiştir.
2.     Gelen görüşler doğrultusunda süre kısıtlılığı nedeni ile sözel bildiri ve poster kabul edilmeyecektir.
3.     Bu toplantılarda ATUD'la birlikte İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Barosu, Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği (HAYAD), Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD) olmak üzere ilgili kuruluşlar yer alacaktır.
4.     Toplantı programında;  Prof. Dr. Zeki Soysal'ı anma toplantısı, "Adli Jinekoloji ve Obstetrik" konularında konferans ve paneller, "Otopsi Teknikleri" konulu panel yer alacaktır.

Saygılarımla bilgilerinize sunarım.

Düzenleme Kurulu adına
Prof. Dr. Sermet Koç

16 Aralık 2011 Cuma

Bu Bir Korku Filmi Değil !

Bu Bir Korku Filmi Değil!

Işıl ÖZGENTÜRK
Her meslekten, her yaştan, az önce hepsi başı bağlı, şişman bir kadına bir miktar para ödediler ve kadın onlara tembih etti: "Kız 13 yaşında, bekâretini henüz kaybetmedi, kaybetmesi bizim başımızı belaya sokar, ona göre muamele edin." Her meslekten, her yaştan erkek kalabalığı bu sözler üstüne başını sallıyor. Onlar ne yapacaklarını bilirler.

Onlar erkek! Teker teker, birbirlerinin sırasını gözeterek odaya giriyorlar. Ve odaya giren erkekler tekek teker küçük kız çocuğuna, bekâreti zarar görmesin diye.

Bu korku filminin, çok gerçek erkek elemanları kimlerdir, ne iş yaparlar, kızın hikâyesini çok sonraları öğrenen bir yazar, merak ediyor: İşte yazarın elindeki vicdansizlarin, irz düsmanlarinin listesi: Recep Sakız (Kızıltepe Kaymakamlık Yazıişleri Müdürü), Ersun Erdemir (ordudan irtica nedeniyle ihraç edilen yüzbaşı), Selman Aydın (devlet memuru), Enver Adanç (zabıta memuru), Şeyhdavut Dora (zabıta memuru), Şeyhdavut Oruç (belediye memuru), Cuma Uras (Mardin Vakıflar Şube Müdürü), Mahmut Temelli (Ziraat Odası Başkanı), Azat Aydın (astsubay), Ümit Ergin (ilköğretim okulu müdür yardımcısı), Mehmet Seyitoğlu (veznedar), Teyyar Salman (Orman İşletme Müdürlüğü şefi), Hamit Aydın (veznedar), Hamit Abdulsametoğlu (işyeri sahibi), Ali Aksoy (serbest meslek), Ahmet Günay (TEDAŞ işçisi), Osman Çakır (üniversite öğrencisi), Harun Uras (muhtar), Selahattin Kuray (serbest meslek) ve meslek belirtmeyen Şemsettin Aslan, Burhan Ertaş, Şeyhmus Cansin, Şeydavut Anuk, Nizam Denli, Sabri Ajak, Rıdvan Bayraktar, Rıdvan Abdulsemetoğlu, Süleyman Gök.

Doktorlar daha sonraları küçük kız oturabilsin diye tam dört tameliyat yapmak zorunda kalıyorlar. Mardinli küçük kızın hikâyesini daha sonraları öğrenen yazar, en çok bir ifadede donup kalıyor: Yukarıdaki adları ve meslekleri belli erkeklerden biri, bir işyeri sahibi, işini bitirdikten sonra kıza şöyle sesleniyor: "Kızım, kusura bakma şeytana uydum; benim de senin kadar bir kızım var. Ramazanda bana gel de karnını doyurayım." Bu çok erkek beyefendiler, işin kolayını da bulmuşlar, işte asıl korku filmi burada başlıyor: Ramazanda bir kap yemek, Cuma namazında bir rekat namaz ve işi şeytana havale ederek, pür-pakevlerine, işyerlerine ve kahvelerine dönecekler! Öyle ki memurların haklarında işlem yapılmayacak, şube müdürleri, oda başkanları, zabıta memurları Mardin'in sokaklarında başları dik dolaşacaklar! Çünkü bu ülke fazlasıyla erkek. Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 13 yaşında 26 erkeğe satılan küçük kızın, bu kişilerle "kendi rızasıyla" birlikte olduğu yorumu, anlı şanlı Yargıtay'ın 14. Ceza Dairesinde onay gördü. (Kararı veren Yargıtay 14.Ceza Dairesi'nin 11 üyesinden 8'ini AKP'li yeni HSYK atamıştı.) 

Ey ağır ceza mahkemesi hâkimleri, Yargıtay üyeleri, bu verdiğiniz kararla siz de bu korku filminin ana kahramanlarının yanında yer aldınız. "Kanunlar böyle" diye kestirip atmayın,küçücük bir kız çocuğunu savunamayan hukuk ve sizlerin bunun arkasına sığınmanız, bu korku filminin en utanç verici bölümü. Hukuk, yazılı kanunların, insan haklarına uygun uygulanmasından başka nedir ki? Hukuk fakültelerinin birinci dersinde bu öğretilir.

Işıl ÖZGENTÜRK
6 Kasım 2011 - Cumhuriyet

15 Aralık 2011 Perşembe

SEMİNER: KANADA'DA ADLİ TIP YAPILANMASI


SEMİNERE DAVET...

Ankara'daki Adli Tıp Uzmanlarının 
aylık müşterek seminer programları 
kapsamında 23.12.2011 tarihinde 
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi 
Adli Tıp Anabilim Dalı'nda 
Uzm.Dr. Alper KETEN 
"Kanada'da Adli Tıp Yapılanması" 
başlıklı semineri ile Kanada'daki 
6 aylık deneyimlerini 
paylaşacaktır.

Tüm meslektaşlarımız davetlidir.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Adli Tıp Anabilim Dalı Çalışanları
(Kaynak: atud@yahoogroups.com)

13 Aralık 2011 Salı

Uzman olmayanların ceset kalıntıları ve ölü hakkında bilgi yönetiminde yararlanabilecekleri başarılı uygulamalar...

http://www.ihop.org.tr/dosya/diger/icrc_002_858_TR.pdf
İnsan Hakları Ortak Platformu, insan hakları hareketinin kullanımı için uluslararası insan hakları mekanizmalarının ürettiği belgeleri çevirmeye düzenli olarak devam etmektedir. Bu kapsamda, Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) tarafından 2003 yılında yayımlanan “Uzman olmayanların ceset kalıntıları ve ölü hakkında bilgi yönetiminde yararlanabilecekleri başarılı uygulamalar” başlıklı rehber İHOP tarafından İnternet üzerinden dağıtılmak üzere Türkçeye çevrildi.
Bu rehber, doğrudan veya dolaylı yoldan silahlı çatışma veya ülke içi şiddet sonucu ölenlerin kalıntılarının, uzman olmayanlar tarafından gerektiği gibi ele alınmasına yönelik tavsiye ve iyi uygulama örneklerini içermektedir. Bu tavsiye ve iyi uygulamalar silahlı çatışma ve ülke içi şiddet durumlarının kendine özgü özelliklerini ortaya koymakta; bunların insani yardım kuruluşlarının görev ve sorumluluklarına yansıması ve adli incelemeler açısından etkilerinin üzerinde durmaktadır. Rehber, adli uzmanların ulaşılabilir olmadığı durumlarda özellikle insani yardım kuruluşlarında çalışan kişilerin bu tür olaylara müdahil olabilmeleri için gerekli operasyon prosedürlerini de içermektedir.
Çeviren: Kerem Çiftçioğlu
Düzelti: Yrd. Doç. Dr. İsmail Özgür Can
© ICRC, 2004 Türkçe çeviri yayın tarihi: Eylül 2011

Rehberi aşağıdaki bağlantıdan indirebilirsiniz:
Metnin İngilizce orijinaline aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
http://www.icrc.org/eng/resources/documents/publication/p0858.htm 




İçindekiler 
Önsöz.................................................................................................. 3
1. Uluslararası İnsancıl Hukuk’ta (IHL) ölüler ve mezarlara yaklaşım ............. 7
2. Genel değerlendirmeler ...................................................................... 9
3. Uzman olmayanların müdahili ............................................................ 12
4. Mezardan çıkarma ve/veya kimliklendirme sürecinde topluluğun ve 
ailenin katılımı .................................................................................... 13
5. Ölüm öncesi veri ve DNA analizi için örnek toplanması sürecine aile 
müdahili ............................................................................................ 15
6. Aileler ve ölüm................................................................................. 17
7. Ölümle ilgili bilgi vermek ve kişisel eşya veya ceset kalıntılarını 
ailelere iade etmek ............................................................................. 18
8. Anma törenleri ve toplu cenazeler....................................................... 19
9. Kayıp kişilerin aileleriyle çalışan personel için eğitim ve destek .............. 20
Ek A: Ölümün anlamına dair değerlendirmeler ve uygun davranışa yönelik 
tavsiyeler........................................................................................... 22
Ek B: Yetkililer tarafından sağlanacak ölüyle ilgili bilgi kontrol listesi .......... 26
Ek C: Mezarlar dâhil ceset kalıntısı barındıran yerlerin yönetimine dair 
kontrol listesi...................................................................................... 27
Ek D: Ceset kalıntıları toplanmasında kullanılacak bilgi kontrol listesi ......... 29
Ek E: Ceset kalıntılarının acil olarak toplanması veya taşınması durumunda 
kullanılacak kontrol listesi .................................................................... 31
Ek F: Hastane morgundaki ceset kalıntılarının yönetiminde kullanılacak 
kontrol listesi..................................................................................... 34
Ek G: Adli uzmanların yokluğunda mezar açma prosedüründe kullanılacak 
kontrol listesi (örnek; mezarlar, kuyular, mağaralar) ................................. 36
Ek H: İnsan kalıntılarının acil veya geçici bir şekilde gömülmesine dair 
kontrol listesi...................................................................................... 39
Ek I: Sadece dış muayenenin yapılabileceği/mümkün olduğu durumlarda 
adli incelemeler için kontrol listesi ........................................................ 42
Ek J: Ortam, şartlar gibi olayla ilgili toplanabilecek bilgiler için kontrol 
listesi................................................................................................ 44
Ek K: Kişiler hakkında olay ile bağlantılı olabilecek ek bilgilerin toplanması 
için kontrol listesi ............................................................................... 45
Ek L: Doğrudan tanık ifadelerinin toplanmasında kontrol listesi................... 47
Ek M: Ceset kalıntılarında yüzey belirtileri: Uzman olmayanlar için özet 
öneriler............................................................................................... 49

12 Aralık 2011 Pazartesi

''İnsan Hakları Haftası'' etkinliği; Toplumsal Travmalar, Van Deneyimi, Kriz Ortamında Psikososyal Hizmetlerin Örgütlenmesi

Toplumsal Travmalar, Van Deneyimi, 

Kriz Ortamında Psikososyal 

Hizmetlerin Örgütlenmesi

Moderatör: Şahika Yüksel

Konuşmacılar:

Sõren Buus Jensen 
(Uluslararası Travma Çalışmaları Programı koordinatörü (ITSP) Danimarka)
Büyük ölçekli organize şiddete uğrayan kitlelerde olası iyileştirici ve koruyucu etkenler: Ruh sağlığında insan hakları açısından sosyal onarım
 
Feyza Çelik(TPD Ruhsal Travma ve Afet Çalısmaları Bilimsel Çalısma Birimi)
23 Ekim'den - 13 Aralığa Van Deprem Deneyimi
 
A. Tamer Aker(Kocaeli Üniversitesi SBE Ruhsal Travma ve Afet Çalışmaları Birimi)
Türkiye'de Afet Psikiyatrisi Çalışmaları

Tarih: 13 Aralık 2011, Salı
Saat : 18:30 - 20:30
Yer : Midtown Hotel, Lamartin Caddesi No:13, Taksim - İstanbul

     Bu yılki dünya insan hakları haftasında Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) İstanbul ve Kocaeli şubeleri ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı olarak ülkemizde yaşanan doğal afetler ve süregiden çatışma ortamını birlikte tartışmak istedik. Toplumsal travmalar, sosyal, kültürel, politik, ekonomik, psikolojik boyutları olan kişilerin ve yaşanan toplumu geniş ölçüde ve uzun süreli olarak etkileyen karmaşık olaylardır. Bu toplantının amacı Toplumsal Travmalar konusunda farklı toplumların deneyimleri ve başa çıkma konusunda kullanılan modelleri tanımak ve tartışmaktır.

     Bu konuyu çatışma, savaş, afet yaşanmış Uganda’dan Şili’ye pek çok ülkede travmaların onarılması süreçlerinde acil psikososyal hizmetlerin örgütlenmesi alanında deneyimleri olan Psikiyatrist S. Buus Jensen takdim edecektir.

     Diğer iki sunum ise travmanın bir başka boyutu olan doğal afetler ve deprem üzerine odaklanacaktır. Depremlerin ne derece doğal, ne derece insan kaynaklı hata ve eksiklerden dolayı toplumları etkilediği öteden beri tartışılan bir konu olagelmiştir. Depremlere bağlı kayıpların çok acı verici olduğunun altını tekrar tekrar çizmek gerekir. Son yaşadığımız Van ve Erciş depremleri bize insanın doğa ile olan olumsuz etkileşimini tekrar hatırlamıştır. Bu çerçevede depremlere bağlı olarak toplumların etkilenmesini bir insan hakları sorunu gibi görmemiz yerinde olacaktır.

     TPD'nin Van ve Erciş deneyimi bize TPD Ruhsal Travma ve Afet Çalışmaları BÇB koordinatörü Feyza Çelik tarafından sunulucaktır. Türkiye'nin deprem deneyimini ise yine aynı BÇB'den A. Tamer Aker aktaracaktır.

     Toplumsal travmalarda doğa ve insan etkileşiminden kaynaklanan pekçok boyutu sizlerin katılımlarıyla zenginleştirebileceğimizi inandığımız toplantımızda buluşmak dileğiyle.

Saygılarımızla...

Türkiye Psikiyatri Derneği İstanbul Şubesi, Doğan Şahin
Türkiye Psikiyatri Derneği Kocaeli Şubesi, A. Tamer Aker
Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Şebnem Fincancı

IALM 2012 İSTANBUL...

22. CONGRESS OF THE INTERNATIONAL ACADEMY OF LEGAL MEDICINE
JULY 5-8, 2012 İSTANBUL
http://ialm2012.org/?p=invitation
ÖNEMLİ TARİHLER VE KONGRE BAŞKANLARININ DAVET YAZILARINI PAYLAŞIYORUZ...

Important Dates;

Abstract Submission: March 30, 2012
Acceptance-Rejection: April 16, 2012
Early Registration: April 24, 2012
Late Registration: June 11, 2012
Onsite Registration:From June 11, 2012

It's my privilege and great pleasure to invite you to the 22nd IALM Congress, which will be held in Istanbul from 5 to 8 July 2012.

The congress will be an excellent opportunity to learn about the latest doctrinal, scientific, and technological advances in legal medicine and forensic sciences with its workshops, advanced courses, seminars, panels and lectures as well as oral and poster presentations. The most prestigious professionals from the international forensic community will contribute and be a part of this important scientific event.

We will host you in Istanbul, in a truly world city where the continents meet, a city which everyone should visit at least once in their lifetime. It is an enchanting blend of Eastern and Western culture, a vibrant, modern city, with a unique identity. Although it is ten thousand years old, Istanbul’s rich past coexists alongside its youthful exuberance. That’s why we have very attractive social activities planned for the conference participants.

With my best wishes to you all.
Prof. Dr. Mete Korkut Gülmen
IALM 2012 Congress President

8 Aralık 2011 Perşembe

XIX. ULUSLARARASI ÇOCUK İSTİSMARI VE İHMALİ KONGRESİ İSTANBUL...

XIX. ULUSLARARASI ÇOCUK İSTİSMARI VE İHMALİ KONGRESİ 09-12 EYLÜL 2012 TARİHLERİ ARASINDA İSTANBUL HARİBİYE KÜLTÜR MERKEZİ'NDE GERÇEKLEŞTİRİLECEK. 
http://www.ispcan2012.org/important_dates.asp
ÖNEMLİ TARİHLER VE KONGRE BAŞKANLARININ DAVET YAZILARINI PAYLAŞIYORUZ...

Abstract Submission opens: 17 October 2011
Abstract Submission closes: 29 February 2012
Abstract Notification to authors: 15 April 2012
Early Registration deadline: 31 May 2012

Dear Colleagues,

It's a great pleasure for International Society for Prevention of Child Abuse and Neglect (ISPCAN) and the Turkish Society for Prevention of Child Abuse and Neglect (TSPCAN) to invite you to Turkey for the 19th ISPCAN International Congress on Child Abuse and Neglect which will be held in Istanbul on September 09 - 12, 2012.

TSPCAN, founded in 1988, has been actively working for the prevention of child abuse and neglect in Turkey. In 2001, we have organized the 8th ISPCAN European Conference in Istanbul. TSPCAN has become a National Partner of ISPCAN in 2006. This time, we would like to welcome you again in Istanbul for the 19th ISPCAN International Congress.

Our Congress theme is: "Every Child Matters: Promoting Local, National and International Partnerships for Protecting Children". Decades of work on child abuse and neglect have shown that the most effective way to deal with this multifaceted problem is through integrating our resources and efforts. It is hoped that this Congress will focus on the concept of partnership and discover the best ways to integrate human resources to prevent, detect and effectively intervene with child abuse and neglect.

Istanbul is one of the most magical and enchanting cities of the world. The two continents of Europe and Asia meet and embrace here across the Bosphorus, carrying with them unique flavors of the Orient and the Occident. Since the dawn of time, Istanbul has been a meeting place of people from different religions and cultures, people who came together and learned to live in peace and harmony.

We are looking forward to welcoming participants from all countries to this exciting city in September 2012.

With Best Regards 


Figen Sahin, MD
Professor of Pediatrics
Gazi University - Ankara - Turkey
Congress Co-Chair (Turkey LOC)


Joan Van Niekerk
Congress Co-Chair (ISPCAN)

http://www.ispcan2012.org/important_dates.asp

7 Aralık 2011 Çarşamba

İHMAL VE İSTİSMARA UĞRAYAN ÇOCUĞA BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM...

İHMAL VE İSTİSMARA UĞRAYAN ÇOCUĞA BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM
Hastane Temelli Çocuk Koruma Merkezleri İçin Başvuru Kitabı "İHMAL VE İSTİSMARA UĞRAYAN ÇOCUĞA BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM" kitabı yayınlandı. UNICEF Türkiye Ülke Ofisi tarafından yayınlanan kitabın editörlüğünü Prof.Dr. E.Tolga DAĞLI ve Prof.Dr. Mehmet Akif İNANICI yaptı. Kitap 216 sayfadan oluşmakta ve geniş bir yazar grubu tarafından yazılmıştır. Üniversitelerde Çocuk Koruma Merkezleri arasında eşgüdüm ve bütüncül yaklaşım açısından da bir başvuru kaynağı niteliğinde...
Yazarlar

6 Aralık 2011 Salı

HEMŞİRELİKTE TIBBİ UYGULAMA HATALARI SEMPOZYUMU İZMİR

HEMŞİRELİKTE TIBBİ UYGULAMA HATALARI SEMPOZYUMU 10 ARALIK 2011 tarihinde saat: 09:00-17:00 arasında  Crown Plaza Otel İnciraltı İZMİR'de gerçekleştirilecektir.

5 Aralık 2011 Pazartesi

PROF.DR.ZEKİ SOYSAL ANISINA "2. TIP HUKUKU GÜNLERİ İSTANBUL"...

Adli Tıp Uzmanı Dr. Sadi ÇAĞDIR'ın fırçasından
Prof.Dr.Zeki SOYSAL

ATUD olarak, ilki geçen yıl Av.Dr. Hasan Çankaya Anısına gerçekleştirilen "Tıp Hukuku Günleri 1" etkinliğimizin ikincisi yapılacaktır.

2. Tıp Hukuku Günleri Mart 2012 tarihinde İstanbul'da "Prof. Dr. Zeki Soysal'ın anısına" ve "Adli Jinekoloji ve Obstetrik" ana temasında yapılacaktır.
Bu toplantılarda, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Barosu, Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği (HAYAD), 
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD) olmak üzere ilgili kuruluşların yer alması için çalışmalar başlamıştır.
Ayrıntılı program kısa süre içerisinde ayrıca duyurulacaktır.
Katılımınızı bekler, çalışmalarınızda başarılar dileriz.
Saygılarımızla.
Prof.Dr. Sermet Koç
Düzenleme Kurulu adına