26 Nisan 2012 Perşembe
25 Nisan 2012 Çarşamba
İHMAL VE İSTİSMARA UĞRAYAN ÇOCUĞA BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM
İHMAL VE İSTİSMARA UĞRAYAN ÇOCUĞA
BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM TOPLANTISI YAPILDI...
19 Nisan 2012
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi
09.30 – 09.45
Açılış
Protokol Konuşmaları
Gaziantep Vali Yardımcısı Nihat Kaynar
Büyükşehir Belediye Başkanı Dr.Asım Güzelbey
Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Rektörü Prof. Dr. Yavuz Coşkun
09.45 - 10.15
Gaziantep İlinde "Çocuk İstismarı ve İhmali"
Prof. Dr. Ergin Dülger
Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp AD
Gaziantep İlinde "Çocuk İstismarına Sosyal Hizmet Yaklaşımı"
Yücel Alparslan
Gaziantep İl Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü Çocuk Hizmetleri Koordinatörü
10.15 – 11.15
Panel I
Çocukta Cinsel İstismara Yaklaşım
Doç. Dr. Halis Dokgöz
Mersin Ü. Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi
Çocuk İstismar ve İhmalinde Görüşme
Uzman Psikolog İmran Kezer
Çocuk Koruma Merkezlerini Destekleme Derneği
Çocuk İstismar ve ihmaline Yaklaşım
Prof. Dr. Figen Şahin
Gazi Ü. Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yrd
11.15 – 11.30
Ara
11.30 – 12.30
Panel II
Çocuk İstismarında Hukuksal Boyut
Av. Hatice Kaynak
ÇİODER
Çocuk Koruma Merkezlerini Destekleme Derneği
Türkiye’de Çocuk İstismarı ve İhmali
Prof. Dr. E.Tolga Dağlı
Marmara Üniv. Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü
Hastane Temelli Çocuk Koruma Birimi Marmara Örneği
Prof. Dr. Mehmet Akif İnanıcı
M.Ü. Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yrd
12.30 – 13.00
Değerlendirme ve Tartışma
Panele, Gaziantep Vali Yardımcısı Nihat Kaynar, Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey, Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Rektörü Prof. Dr. Yavuz Coşkun, Büyükşehir Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Sema Marangoz ve çok sayıda sosyal hizmet uzmanı, avukatlar, çocuk gelişim uzmanları, öğretmenler ile öğrenciler katıldı.
Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen, Mersin Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi, Çocuk Koruma Merkezlerini Destekleme Derneği, Gazi Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi, ÇİODER, Marmara Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin işbirliğinde gerçekleşen panel, GAÜN, Gaziantep İl Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü'nün desteğiyle Büyükşehir Belediyesi Çetin Emeç Salonu'nda yapıldı.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri çerçevesinde sadece oyunlar, gösteriler ve şenlikler düzenlemeyen Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı, çocuk hakları ile çocuk istismarı konularında da akademik çalışmalarda bulunuyor. Çocukları ilgilendiren tüm konularda duyarsız kalmayan ve düzenlediği panelde konusunda uzman kişileri Gaziantepliler ile buluşturan Büyükşehir Belediyesi herkesin takdirini toplamaya devam ediyor.
Panele konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Ergin Dülger, "Çocuk İstismarı ve İhmali", Çocuk Hizmetleri Koordinatörü Yücel Alparslan, "Çocuk İstismarına Sosyal Hizmet Yaklaşımı", Doç. Dr. Halis Dokgöz, "Çocukta Cinsel İstismara Yaklaşım", Uzman Psikolog İmran Kezer, "Çocuk İstismar ve İhmalinde Görüşme", Prof. Dr. Figen Şahin, "Çocuk İstismar ve İhmaline Yaklaşım", Avukat Hatice Kaynak, "Çocuk İstismarında Hukuksal Boyut", Prof. Dr. Tolga Dağlı, "Türkiye'de Çocuk İstismarı ve İhmali" konularını anlatırken, Prof. Dr. Mehmet Akif İnanıcı ise, Hastane Temelli Çocuk Koruma Birimi Marmara Örneği ile ilgili bilgiler verdi.
Program sonunda uzman konuşmacılar davetlilerin sorularını yanıtladı. Soru-cevap bölümüyle sona eren programda Büyükşehir Belediyesi tüm katılımcılara sertifika verdi.
SAĞLIK HUKUKU MAKALELERİ KİTABI...
İstanbul Barosu Sağlık Hukuku Merkezi tarafından 10/17 Eylül 2011 tarihleri arasında gerçekleştirilen Sağlık Hukuku Makale sunumları kitaplaşarak Baro yayınlarımız arasından çıktı.
On beş makaleden oluşan kitapta avukat ve akademisyenlerden oluşan hukukçular, Sağlık Hukukunun birçok yönünü ele aldılar. Kitap Baromuzdan edinilebilir.
Kitaba pdf formatında ulaşmak için tıklayınız.
12. ÇORUM BAHAR SEMPOZYUMU, 28-29 Nisan 2012...
28 Nisan 2012 Cumartesi1.Gün Program Saat 10.30-11.45Yrd.Doç. Dr. Hüseyin Gencay KEÇELİKırıkkale Univ. DHF Periodontoloji A. B. D. Konu: Protez- Periodontoloji ilişkisi; güncel bir bakış
12.00 - 13.30 Öğlen yemeği13.30 -15.00Doç.Dr. Engin BULUTBaşkent Univ. DHF Protez A. B. D. Konu: Güncel pratik cerrahi uygulamalar; sinir neresi?
15.00 -15.15 Ara 15.15 -16.15Prof.Dr. İbrahim TULUNOĞLUHacettepe univ. DHF Protez ABD Konu: Kilit implant pozisyonları16.15 -16.30 Ara16.30 -17.30Doç.Dr. Tolga TÖZÜMHacettepe Üniv. DHF Periodontoloji A. B. D. Konu:Periimplantitis - Periodontal yaklaşımlar19.00 Akşam yemeği Yer: Anitta Hotel Panku roof restaurant 29 Nisan Pazar 10.00 -11.00Prof.Dr. Hamit HANCIAnkara Üniv. Tıp Fak. Adli Tıp A. B. D. Konu: Dişhekimliğinde Yasal Sorumluluklar
11.00 -11.15 Ara11.15 -13.15Dr. Timur HarzadinUzman psikologKonu: Problemli hastalarla iletişim; teorik ve pratik uygulamalar 13.15 -13.30 Kapanış
24 Nisan 2012 Salı
TIBBİ UYGULAMA HATALARINA YAKLAŞIM SEMPOZYUMU, 13 MAYIS 2012, İSTANBUL...
İstanbul Barosu Sağlık Hukuku Merkezi'nce düzenlenen “Tıbbi Uygulama Hatalarına Yaklaşım” konulu Sempozyum 13 Mayıs 2012 Pazar günü saat 09.30-17.00 arasında Orhan Adli Apaydın Konferans Salonu'nda yapılacak.
Üç oturum halinde gerçekleştirilecek Sempozyumda; Tıbbi Uygulama Hatalarına Adli Tıp Yaklaşımı, Tıbbi Uygulama Hatalarına Hukuk Uygulayıcılarına Yaklaşımları, Tıbbi Uygulama Hatalarına Hasta Yakınları, Hekimler, Hastane Yöneticileri ve Gazetecilerin yaklaşımları ana konularında bilim adamları ve uzmanlar bildiriler sunacaklar.
Avrasya Adli Tıp Akademisi kuruldu...
Türkiye'nin öncülüğünde Avrasya bölgesindeki 22 ülkeden 30 katılımcının desteğiyle Avrasya Adli Tıp ve Bilimler Akademisi (EAFMS) kuruldu.
İSTANBUL - Funda Kılıçerli Kulaksız
Merkezi İstanbul olan akademinin başkanlığına, 5 yıl için Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. Haluk İnce seçildi.
İnce, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada benzer 2 yapıdan birinin Amerikan Adli Bilimler Akademisi, diğerinin de Avrupa Adli Bilimler Akademisi olduğunu belirten Doç. Dr. İnce, Türkiye'nin Avrupa Adli Bilimler Akademisi üyesi olduğunu hatırlattı.
Kurulan Avrasya Adli Tıp ve Bilimler Akademisi'nin diğer 2 yapıya çeşitli nedenlerle üye olamayan ülkeleri bir araya getirdiğini belirten İnce, şunları söyledi: ''Avrasya bölgesindeki ülkeler birbirlerine yakın özellikte. Amacımız bunlar arasında adli bilimler konusunda bir standart ve ortak dili oluşturabilmek, eğitim birliği ve deneyim paylaşımını sağlayabilmek. Her ülkenin uzmanlığının olduğu konular var, eksik olduğu konular var. Burada, ortak çalışma grupları oluşturarak, ortak projeler üreterek, ülkelerin birlikte bu alanda kalkınmasını sağlamak istiyoruz. Adli tıp laboratuvarları ve olay yeri incelemesiyle ilgili standartları oluşturabilmeyi amaçlıyoruz. Belki önümüzdeki günlerde, eğitimi eksik olan ülkelerin eğitimlerini daha iyi olan ülkelerde tamamlayabiliriz. Türkiye, Avrasya dediğimiz toprak parçasının tam ortasında ve merkez konumda. Türkiye'deki adli bilimler hizmetleri de iyi bir konumda. Türkiye, bu toplantıya katılan birçok ülke içinde örnek ülke. Biz bu ülkelere deneyimlerimizi aktarabilir miyiz, laboratuvarlarını kurabilir miyiz, laboratuvarlarının akreditasyonunu sağlayacak bir yapıyı Türkiye'de oluşturabilirsek, onların laboratuvarlarını akredite edebilir miyiz diye düşünüyoruz. Türkiye'yi adli bilimler alanında eğitim merkezi haline getirmek istiyoruz.''
Ersin Arslan’ı neden öldür(t)düler? (Selçuk Candansayar, BirGün Gazetesi)...
| Prof.Dr. Selçuk Candansayar |
Son dönem kanser nedeniyle ölmek üzere olan hastasının biraz daha yaşayabilmesi, hayatının son zamanlarında biraz daha az acı çekmesi için çabalamaktan başka bir derdi olmayan bir doktoru, hasta öldüğü için öldürdü yakını. Hem de öyle acıyla karışık bir öfke nöbeti sırasında değil. Planlayarak, ölçüp biçerek, bir hafta boyunca tehdit ettikten sonra hastanede defalarca bıçaklayarak katletti.
Ertesi gün hastane bahçesinde acı içinde cenaze törenine katılan bir başka doktorun kulağına, töreni izleyenler arasından bir hasta ya da yakınının umursamaz tepkisi çalındı: ama o da hastayı iyileştirememiş!
Bu farka rağmen acısı dinen ya da ölümden kurtulan her hasta doktorunda büyüsel, Tanrısal bir yan bulmasına karşın hiçbir doktor kendisinde ölümü yenen Tanrısal bir güç hissetmez. Çünkü hastalıkla/ ölümle savaşmanın tek yolunun akıl olduğunu öğrenerek yetişir. Doktorluk ancak akılla yapılabilen bir meslektir. Aklın yanında doktorun ihtiyaç duyduğu tek şey güvendir. Kendine güven değil ama: iyileştirmeye çalıştığı hastasının doktora duyduğu güven.
O, bana güveniyor, tek derdimin ona yardım etmek, acısını dindirmek, yarasına derman olmak olduğunu biliyor. Bu yüzden bedenine dokunmama, kesip biçmeme, bedensel, ruhsal, toplumsal en derin mahremiyet alanlarına girmeme onay veriyor duygusuyla çalışır doktor.
Doktorluğun en doyurucu özelliği işte hastanın kendisine duyduğu bu güven duygusunu hissetmektir. Güven duygusunun doktorda geliştirdiği sorumluluk hissini bu meslekten olmayanlar hakkaten bilemezler. Bütün gizleriyle, zayıflıklarıyla, acılarıyla kendisini koşulsuzca teslim edenin acısını dindirme yükümlülüğünü sevmektir doktorluk.
O yüzden hastanede, sokakta, evde, her yerde kendisini hiç kollamadan, kendi güvenliğini aklının ucuna bile getirmeden çalışır. Savaş alanlarında giysisinde sağlıkçı olduğunu belirten işaretle ateş hattında sakınmasız işini yapar. Yaralı ‘düşman askerine’ ‘kendi askerinden’ daha fazla özenir. Gece yarısı evinin kapısına gelen ve ilk kez gördüğü insanların peşine takılıp, hiç bilmediği bir yere gider, aklının ucuna bile hiçbir şey getirmeden.
İşte Ersin Arslan’ı öldürten sağlıkta dönüşüm politikaları asıl bu güven duygusunu ortadan kaldırmak üzereler. Güya ‘paragöz’ doktorları hizaya getiriyoruz yalanıyla, halkın artık tümüyle paralı olan sağlık hizmetinden yararlanamamasının sorumlusu olarak doktoru göstererek ‘malı götürüyorlar’.
Gerçekte halka artık sana ‘paran kadar sağlık olacak’ sosyal güvenlik primini yatırsan bile hizmeti alırken ek para da ödeyeceksin, primi yatıramazsan yakında hastanenin bahçesinde it gibi kıvranarak ölsen de devletin umurunda olmayacak sağlık düzenini, başka türlü yutturamazlardı zaten.
Kendilerinin zerre kadar umurlarında olmayan yurttaşın sağlık hakkını sanki gasp eden doktormuş yalanıyla kurdular düzenlerini. Başbakanın sağlığı söz konusu olunca, zerre kadar utanmadan kendi koydukları yasayı delmekten kaçınmadılar. Çünkü biliyorlardı ki getirdikleri sağlık düzeni yoksulun sağlık hakkını gasp etmek ve paraya tahvil etmek içindi. Yoksa kendileri gibi zengin ve güçlülerin parayı bastırıp en jan janlısından sağlık hizmeti satın alabilmelerinin önünde bir engel olmayacaktı.
Ersin öldüğü için ve o da ancak bir gün sonra sağlıkçıların tepkisi artınca haber olabildi medyada. Oysa son bir yılda sadece İstanbul’da 130 dan fazla saldırı ve şiddet oldu sağlıkçılara.
Şimdi sağlığa bakan kişi hastanelerin girişine güvenlik taraması cihazları koyarak önlemeyi planlıyor şiddeti. Bu akıl yürütmesini görünce insan hakkaten diplomasından emin olamıyor. Hastalarını olası saldırgan, düşmanlar olarak gören bir sağlık sistemini hangi akılla kuruyor acaba?
Hastanın doktora güvenmesi elzemdir evet, ama doktor hastaya güvenmezse, yardım edip, yarasına derman olmaya çalıştığı kişinin her an kendisine saldırabileceği duygusuyla çalışırsa o sağlık sistemi kısa sürede çöker.
Şimdi doktorlar, sağlıkçılar için değil asıl hastalar için ‘katili gördüm’ deme zamanı. Şimdi görmezlerse yarın hepimizi doktorları da, sağlıkçıları da hastaları da öldürecek çünkü.
http://www.birgun.net/actuels_index.php?news_code=1335172826&year=2012&month=04&day=23
23 Nisan 2012 Pazartesi
DOKTOR (YILMAZ ÖZDİL, HÜRRİYET GAZETESİ)...
| Yılmaz ÖZDİL |
1980...
Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi Sinan Suner, Sovyetler’in Afganistan’ı işgalini protesto etmek için Ankara’nın Yukarı Ayrancı semtinde afişleme yapıyordu. Sağlık Bakanı Cengiz Gökçek’in koruması Süleyman Ezendemir oradan geçiyordu, çekti tabancasını, ateş etti, ODTÜ öğrencisi Sinan’ı öldürdü.
Gaziantep mebusu Cengiz Gökçek, hukukçuydu aslında, avukattı ama... Demirel, Erbakan, Türkeş hükümetinin koalisyon dengeleri gereği, Sağlık Bakanı yapılmıştı. Sinan’ı öldüren Süleyman Ezendemir, yargılanmayı bırak, gözaltına bile alınmadı, hatta, sonradan terfi etti.
Ertesi gün...
Sinan’ın öldürüldüğü yerde protesto gösterisi yapıldı. Polis geri durdu, gençlerin üstüne askerleri sürdüler. Arbede çıktı. Tek el silah sesi, drannn! Piyade er Zekeriya Önge düştü. Sırtından saplanan mermi, kalbini delmişti. 1979’a 2 tertip, Giresun doğumlu Zekeriya, henüz 20 yaşında... Kardeşin kardeşe kırdırıldığı “düşmansız savaş”ın şehidi olmuştu.
24 genci gözaltına aldılar.
Biri, Erdal Eren’di. Kadere bak... Şehit asker Zekeriya gibi, Giresunluydu. Henüz 17 yaşında, Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisiydi. Tutuklandı. Jet hızıyla yargılandı. Bir ay içinde idama mahkûm edildi, utanç müzesi
olan Ulucanlar’da asıldı.
Aslında, hem tıp, hem hukuk cinayeti işlenmişti. Adli Tıp raporu bilimsellikten uzaktı. “Kemik röntgenine baktık, yaşı 18’den büyük” dediler. Uzmanlar itiraz etti, nafile, astılar.
Üstelik...
Hadisenin yaşandığı sokakta oturan ve mahkemede ifadelerine başvurulmayan, biri kuaför iki“görgü tanığı” vatandaş, seneler sonra televizyon programında açık açık anlattı. Erdal’ın elinde tabanca vardı ama, sokağın öbür ucunda ve askerleri karşıdan, cepheden gören bir yerdeydi. Şehit Zekeriya ise, sırtından ve yakından vurulmuştu. Fizik kuralları açısından Erdal’ın Zekeriya’yı vurmuş olması imkansızdı. Balistik ve otopsi, laga lugaya getirildi. Muhtemelen, arbedenin paniğiyle tetiğe dokunan bir asker arkadaşı tarafından yanlışlıkla vurulmuştu.
Kanıt mı?
Seneler geçti, internet icat oldu, Giresun Valiliği resmi internet sitesi kurdu. “Şehitlerimiz”bölümünde Zekeriya Önge’nin “silah kazası sonucu” öldüğü duyuruldu! Erdal’ın avukatları bunu öğrendi, “işte kanıt” diye basına açıklama yaptı. Skandal ortaya çıkınca, önce “teröristlerle çatışma” diye değiştirildi, sonra “iç güvenlik çatışması” diye değiştirildi. Gazeteler meseleyi deşmeye başlayınca, Giresun Valiliği Basın Halkla İlişkiler Müdürlüğü yazılı açıklama yaptı: Şahadet nedeni “sehven” silah kazası olarak yazılmıştır.
Sehven’di yani!
Oysa, sehven mehven değildi... Erdal’ın idam kararını iki kez bozan Yargıtay emekli hakimi Albay Ahmet Turan, 28 sene sonra konuştu: “Erdal’ın Zekeriya’yı öldürdüğüne dair vicdani kanaatim yoktu. İdam kararını bozduk, sıkıyönetim mahkemesine geri gönderdik, tekrar idama mahkum ettiler, tekrar bozduk, tekrar idama mahkum ettiler, onamadık, dosya Daireler Kurulu’na gitti, onadılar. Zekeriya’dan çıkan mermi çekirdeği ile Erdal’ın tabancasının mermileri mukayese edilmedi. Erdal’ın yaşı 18 değildi. Çocuk her duruşmada ‘ölümüne sebep olmuşsam, bundan büyük üzüntü duyuyorum’ dedi, hafifletici sebep dikkate alınmadı. Haksız yere idam edildi. Yaş haddime 8 sene vardı, erken emeklilik istedim. Emirle hakimlik olmaz. Atatürk’ün okullarında yetişmiş bir hukukçu olarak, kabul edemezdim.”
Erdal’ın idamdan önceki “son bakış”ını Savaş Ay fotoğrafladı. Emin Çölaşan’la birlikte Erdal’ın hücresine giren Savaş ağabey, o anları şöyle anlattı: “Hücrenin kapısını açtılar, Erdal arkasını bize dönmüş, yüzü duvara doğruydu. Yanımızdaki komutan ‘Erdal yüzümüze bakabilirsin’ dedi. Bunu üç kere söyledi. Talimatlar böyleymiş. Yarın asılacak çocukla, yüz yüzeydik. Kahramanmaraş, Çorum, hatta, Afrika’da kabile savaşları bile gördüm, böyle bi tablo görmemiştim. ‘Beni bitki haline getirmek istiyorlar, ailemle görüştürmüyorlar, savunmamı almadılar, yaşımı büyüttüler, ibreti alem için asacaklar ama, korkmuyorum’ dedi. Gazeteye gittim. Odama kapanıp ağladım. Emin Çölaşan’ın ‘Önce İnsanım, Sonra Gazeteci’ kitabının adı, oradan çıkmadır.”
Romanını yazdılar Erdal’ın, dizi film yaptılar, adına besteler yaptılar. Bir tanesi, müziği bıraktığını açıklayan Teoman’ındı.
“İki Çocuk”tu şarkının adı!
Kalpte kurşun, ilmek boyunda, iki çocuk ölüm karşısında... Hep çocuk kalacaklar, büyümeden birer tabutta... Ama, yaşıyorlar, gülüyorlar, annelerinin rüyalarında.
Çünkü...
Hem idam edilen Erdal’la, hem şehit edilen Zekeriya’yla “akraba”ydı Teoman!
Şöyle anlattı, talihsiz çocuklarımızın “kan bağı”nı... “Erdal, akrabamdı. Garip bir rastlantı sonucu, sadece suç unsuru olarak bahsedilmesine içerlediğim Zekeriya’nın da akrabamız olduğunu öğrendim. İki Çocuk’u yazdım. Zekeriya ile Erdal, akrabaydı.”
Offf, of.
2012...
Güya 12 Eylül’ü yargıladığımız ve Afganistan’ı işgal edenlere “koruma” hizmeti verdiğimiz şu günlerde... Koruması yüzünden, katmerli dramın taaa en başında adı geçen “Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi”nde, koruma skandalı nedeniyle, günahsız bi doktoru öldürdüler.
“Hap” gibi anayasa yapılan ülkenin, hukukçu sağlık bakanının adını taşıyan hastanesinde, hukuksuzluktan tıp şehidi.
Hatırlayın, bi kaç sene evvel Profesör Göksel Kalaycı’yı öldürmüştü bi hasta yakını, bütün gazetelerde manşet olmuştu... Şimdi, Doktor Ersin Arslan’ı öldürdüler, anca üçüncü sayfaya haber olabildi. Rutin maalesef... Kurşunluyorlar, bıçaklıyorlar, yumrukluyorlar, sıradanlaştı.
Oysa...
Sırf doktor cinayeti değildir bu. Kardeşi kardeşe kırdırmaktan ders almayan Türkiye’nin, fazladan iki oy kapabilmek için, eğitimli’yi cahil’e kırdırmasıdır. Bilmeyen’i bilen’e, okumayan’ı okuyan’a düşman etmesinin... Ve suç işleyen cahil’i korumasının sonucudur.
Kanıt mı?
Katil, 17 yaşında.
Erdal’ı asmışlardı.
Bunun adını bile kodluyoruz...
Ki, aman diim çocuktur.
Toplum içinde rencide olmasın!
Erdal’ı asmışlardı.
Bunun adını bile kodluyoruz...
Ki, aman diim çocuktur.
Toplum içinde rencide olmasın!
22 Nisan 2012 Pazar
21 Nisan 2012 Cumartesi
Dünya Tabipler Birliği Başkanı Dr. Amaral 19 Nisan'da İstanbul'da Çapa'dan Sağlık Müdürlüğü'ne kadar olan yürüyüşteydi...
WMA President Joins Turkish Demonstration after Death of Doctor
The President of the World Medical Association Dr. Jose Gomes do Amaral will join a demonstration of physicians in Istanbul, Turkey today (Thursday) in memory of a Turkish doctor who was stabbed to death in his office on Tuesday.
Dr. Ersin Arslan, a cardiothoracic surgeon from the southeastern province of Gaziantep, died after being stabbed by a relative of one of his patients. He was rushed into surgery by his colleagues but died shortly after the incident. His death is the latest in a catalogue of violence against health professionals in Turkey, often by patients and their families being treated in hospital and clinics.
Dr. Gomes do Amaral, who is in Istanbul attending a medical conference, said: ‘The WMA offers its sincere condolences to the family, friends and colleagues of Dr Arslan. We express our solidarity and sympathy for the Turkish Medical Association for the sad loss of a physician.
‘Violence against health professionals is totally unacceptable, but is unfortunately a growing problem, not only in Turkey but across the world. Incidents of violence, which can range from verbal abuse to attacks leading to death and injury, have a devastating effect on the delivery of health care in hospitals and clinics, affecting health workers as well as patients and their families. We expect governments across the world to condemn unreservedly all incidents of violence against health workers and to work towards safer working environments.
‘The World Medical Association is now considering ways in which governments, health authorities and national medical associations can all help to tackle this growing epidemic of violence. At its council meeting in Prague next week we shall be debating further ideas for promoting a new global policy to protect health workers’.
The Turkish Doctors' Union have announced that doctors across the country will go on strike for two days in protest at Dr. Arslan's death to draw attention to the general lack of security at hospitals. In İstanbul alone 131 cases of serious insult to or attacks on doctors have been brought before the courts in the past year. In Turkey as a whole such cases are thought to number in the thousands.
http://www.wma.net/en/40news/20archives/2012/2012_06/index.html
18 Nisan 2012 Çarşamba
SAĞLIKTA ŞİDDETTE SON NOKTA: ÖLÜM
BASINA VE KAMUOYUNA
SAĞLIKTA ŞİDDETTE SON NOKTA: ÖLÜM
Gaziantep’de görev yapmakta olan Uzm.Dr. Ersin Arslan isimli meslektaşımız bir hasta yakınının bıçaklı saldırısına uğramış ve ne yazık ki yaşamını yitirmiştir. Hemen her gün onlarca sağlık çalışanı, hasta ve hasta yakınları tarafından şiddete uğramaktadır. Bu şiddetin kaynağı, sağlık alanındaki olumsuz etkileri giderek daha fazla hissedilen "Sağlıkta dönüşüm" politikalarıdır. Bu şiddetin nedeni sağlık çalışanları değildir. Ancak, "Hekimler ve sağlık çalışanları hedef" haline getirilmiştir.
Bizler "Adli tıp uzman ve asistanları" olarak uzmanlık alanımız gereği, şiddetin gerçek boyutunun insan yaşamında yarattığı olumsuzlukların etkisine en yakın tanıklık eden alanda çalışmaktayız. Sağlıktaki sorunlar şiddetle çözülemez.
Hiç kimse bu cinayeti “cehalet”le, “tepki”yle, “münferit”likle açıklamaya kalkmasın. Taammüden öldürüldü Dr. Ersin Arslan. Göz göre göre öldürüldü.
Yıllardır, sağlık ortamının vahşi bir şiddet ortamına dönüştüğünü, sürekli olarak saldırıya uğradığımızı, hekimlere-sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin artık dayanılmaz boyutlara geldiğini, can güvenliğimizin olmadığını söyledik, söylüyoruz.
Durumun vahametini kavrayıp tedbir alması gereken yetkililer ise kulaklarını tıkadılar, gözlerini yumdular, olan biteni seyretmekle yetindiler; daha da kötüsü hastaları hekimlere-sağlık çalışanlarına karşı kışkırtmaya devam ettiler.
Gün geçmiyor ki, siyasi iktidar ve Sağlık Bakanlığı her oturumda, her konuşmada ve her hastane ziyaretinde,“paracı doktorlar, gözü hastanın cebinde hekimler, işini yapmayan doktorlar, alo 184’ ü arayın düzeltelim bu hekimleri” gibi halkı hekimlere ve sağlık çalışanlara karşı kışkırtan ifadeler kullanmasın.
Türkiye’nin bütün sağlık kurumlarında çalışan bütün hekimler-bütün sağlık çalışanları isyan halinde.
Bizler Türkiye’de etkili-yetkili herkesi sağlık çalışanları ve hekimler üzerinden kışkırtıcı, onur kırıcı ve hekimlik mesleğini ayaklar altına alan açıklamalar yapmamaya çağırırken,
Meslek örgütümüz Türk Tabipleri Birliği’nin “19 Nisan 2012 Perşembe günü bütün Türkiye’de hep birlikte sağlıkta şiddete karşı tepkimizi göstereceğiz ve 19 Nisan 2012 Perşembe günü (acil servisler ve adli olgular dışında) sağlık hizmeti vermiyoruz” açıklamasını ATUD olarak destekliyoruz.
ADLİ TIP UZMANLARI DERNEĞİ
YÖNETİM KURULU
19 Nisan 2012 Perşembe Günü Sağlık Hizmeti Vermiyoruz !
Meslektaşımız Dr. Ersin Arslan Gaziantep’te Taammüden Öldürüldü
ÜZGÜNÜZ… KIZGINIZ… ÖFKELİYİZ… TEPKİLİYİZ…
İSYAN EDİYORUZ!
19 NİSAN 2012 PERŞEMBE GÜNÜ
SAĞLIK HİZMETİ VERMİYORUZ!
![]() |
| Uzm.Dr. Ersin ARSLAN |
Hiç kimse bu cinayeti “cehalet”le, “tepki”yle, “münferit”likle açıklamaya kalkmasın.
Taammüden öldürüldü Dr. Ersin Arslan.
Göz göre göre öldürüldü.
Yıllardır, sağlık ortamının vahşi bir şiddet ortamına dönüştüğünü, sürekli olarak saldırıya uğradığımızı, hekimlere-sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin artık dayanılmaz boyutlara geldiğini, can güvenliğimizin olmadığını söyledik, söylüyoruz.
Durumun vahametini kavrayıp tedbir alması gereken yetkililer ise kulaklarını tıkadılar, gözlerini yumdular, olan biteni seyretmekle yetindiler; daha da kötüsü hastaları hekimlere-sağlık çalışanlarına karşı kışkırtmaya devam ettiler.
Türkiye’nin bütün sağlık kurumlarında çalışan bütün hekimler-bütün sağlık çalışanları isyan halinde.
19 Nisan 2012 Perşembe günü bütün Türkiye’de hep birlikte sağlıkta şiddete karşı tepkimizi göstereceğiz.
19 Nisan 2012 Perşembe günü (acil servisler dışında) sağlık hizmeti vermiyoruz!
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ
SAĞLIK VE SOSYAL HİZMET EMEKÇİLERİ SENDİKASI
Hemen her gün onlarca sağlık çalışanı, hasta ve hasta yakınları tarafından şiddete uğramaktadır. Bu şiddetin kaynağı, sağlık alanındaki olumsuz etkileri giderek daha
fazla hissedilen "Sağlıkta dönüşüm" politikalarıdır. Bu şiddetin nedeni sağlık çalışanları değildir. Ancak, "Hekimler ve sağlık çalışanları hedef" haline getirilmiştir.
Değerli ATUD Üyeleri,
Gaziantep'de görev yapmakta olan Uzm.Dr. Ersin Arslan isimli meslektaşımız bir hasta yakınının bıçaklı saldırısına uğramış ve ne yazık ki yaşamını yitirmiştir.
Hemen her gün onlarca sağlık çalışanı, hasta ve hasta yakınları tarafından şiddete uğramaktadır. Bu şiddetin kaynağı, sağlık alanındaki olumsuz etkileri giderek daha
fazla hissedilen "Sağlıkta dönüşüm" politikalarıdır. Bu şiddetin nedeni sağlık çalışanları değildir. Ancak, "Hekimler ve sağlık çalışanları hedef" haline getirilmiştir.
Bizler "Adli tıp uzman ve asistanları" olarak uzmanlık alanımız gereği, şiddetin gerçek boyutunun insan yaşamında yarattığı olumsuzlukların etkisine en yakın tanıklık eden alanda çalışmaktayız. Sağlıktaki sorunlar şiddetle çözülemez.
Bizler öncelikle, siyasi iktidarı ve Sağlık Bakanlığı'nı her oturumda, her konuşmada ve her hastane ziyaretinde, halkı hekimlere ve sağlık çalışanlara karşı kışkırtan ifadeler
kullanma tarzından vazgeçmeye çağırıyoruz.
ADLİ TIP UZMANLARI DERNEĞİ YÖNETİM KURULU
kullanma tarzından vazgeçmeye çağırıyoruz.
ADLİ TIP UZMANLARI DERNEĞİ YÖNETİM KURULU
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



